Şafii İlmihali (İBADET)

 

ŞAFİİ MEZHEBİNE GÖRE SORU VE CEVAPLAR

 

ABDEST

S. 1 – Şafii mezhebine göre Abdestin farzları kaçtır?
C. 1 – Abdestin farzları altıdır:
       1) Yüzünü yıkarken niyet etmek. “Farz olan Abdesti almaya niyet ettim veya Abdestsizliği kaldırmaya niyet ettim” demek gibi. (Niyetin kalb ile söylenmesi vacip, dil ile söylenmesi müstehaptır.)  
       2)   Yüzün yıkanması.
       3) Dirseklerle birlikte kolların yıkanması. (Eğer dirseğin altında kolu kesilmişse kalan kısmı yıkar, şayet dirsekle birlikte hepsi kesilmiş veya dirsekten yukarı kesilmişse hiç bir şey yapmaz.)
       4) Baştan bir kısmının meshedilmesi.
       5) Topuklarla birlikte ayakların yıkanması.
       6) Tertib (Yukardaki sıraya riayet edilmesi).
S. 2 – Abdestin sünnetleri kaçtır?
C. 2 –  Şafii mezhebine göre Abdestin sünnetleri on üçtür:
       1) Abdeste “Besmele” ile başlamak.
       2) Yüzünü yıkamadan önce elleri yıkamak.
       3) “Mazmaza” Ağzına su alıp temizlemek.
       4) “İstinşak” burnuna su çekip temizlemek.
       5) Dişleri temizlemek (Misvak kullanmak).
       6) Başın tamamını meshetmek.
       7) Yeni bir su ile kulakların içini ve dışını meshetmek.
       8 ) Sık olan sakalını karıştırmak.
       9) El ve ayak parmaklarının arasını hilallamak (karıştırmak).
       10) Sağ uzuvları, sol uzuvlardan önce yıkamak.     
       11) Azaları ara vermeksizin peşpeşe yıkamak.
       12) Her uzvu üçer defa yıkamak.
       13) Özürsüz iken abdest alırken başkasından yardım istememek.
                                                                                                                                                                                                                               
S. 3 – Abdesti bozan şeyler kaçtır?
C. 3 – Abdesti bozan şeyler altıdır:
     1) Ön ve arka menfezlerden herhangi bir şeyin çıkması. (dışkı, sidik, kan vs. gibi).
    2) Mak’adın iyice yerleşmemesi halinde uyumak.
    3) Hastalık veya sarhoşluk sebebiyle şuurunu kaybetmek.
   4) Mahrem sayılmayan bir kadının tenine dokunmak. (Nikâhı müebbed haram olmayan örneğin; baldız, hanımın teyzesi, halası (v.b.) na dokunmak da abdesti bozar.)
     5) İnsanın tenasül uzvuna elin iç kısmıyla dokunmak.
     6) Elin iç kısmıyla insanın arka uzvuna dokunmak.
S. 4 – Abdestini tutamayan (selisul-bevl) ve istihaza (özür kanı) sürekli olan bir kadının hükmü nedir?
C. 4 – İdrarını tutamayan bir kimse sürekli abdestsiz olduğundan her namaz vaktinde bir abdest alır ve beklemeden namazını kılar. İstihazası (özür kanı) sürekli olan bir kadın da her vakit için bir abdest alır, her abdest alışında temiz bir bez veya prima kullanarak namazını kılar.
S. 5 – Bir kimse otobüs gibi bir vasıtaya biner ve uykuya dalarsa abdesti bozulurmu?
C. 5 – Şafii mezhebine göre şayet koltuğa tam oturmuş makadı yere dayandıktan sonra, abdesti bozulmaz. Ancak yol bozuk olduğundan araba sarsılıp makadı oturduğu yerden ayrılırsa o zaman bozulur.
S. 6 – Şafii’ye göre küçük ve büyük abdest yolları kapalı olup,  küçük ve büyük abdesti hortumla dışarı akıtılan hastanın hükmü nedir?
C. 6 – Şayet hortum midenin altına takılmış küçük ve büyük abdest yolları kapanmışsa, hortumdan çıkan akıntılar abdesti bozar. Şayet hortum midenin yukarısına takılmış, küçük ve büyük abdest yolları kapalı ise ya da hortum midenin altına bağlanmış küçük ve büyük abdest yolları açık ise hortumdan gelen akıntı abdesti bozmaz. (Muğnil-muhtac, c.1 s.33)
S. 7 – Abdesti olmayan bir kimse ne gibi şeyleri yapması haramdır?
C. 7 –  Abdesti olmayan bir kimse şunları yapması haramdır:
       1) Namaz kılmak.
       2) Ka’be’yi tavaf etmek.
       3) Kuran’a dokunmak ve üzerinde taşımak.
G U S Ü L  (BOY ABDESTİ)
S. 8 – Şafii mezhebine göre guslü gerektiren şeyler kaçtır?
C. 8 – Şafii mezhebine göre guslü gerektiren şeyler altıdır:
      1) Cinsi münasebet (Meni gelsin veya gelmesin kadın ve erkeğin tenasül uzuvlarının birleşmesi).
      2) Meni’nin gelmesi.
      3) Ölüm. (Kadın da erkek de öldükleri zaman yıkanmaları vacibtir.)
      4) Hayz (Aybaşı hali, adet görmek).
      5) Nifas (loğusalık hali). 
 6) Çocuk doğurmak.
S. 9 – Şafii mezhebine göre guslün farzları kaçtır?
C. 9 – Şafii mezhebine göre guslün farzları üçtür:
      1) Niyet; (Farz namazı helal kılmaya niyet ettim veya Cenabeti kaldırmaya niyet ettim.) gibi.
      2) Vücud üzerinde pislik varsa önce onu gidermek.
      3) Tepeden tırnağa kadar kuru bir yer kalmayacak şekilde bütün vücudu yıkamak. ( Suyun deriye ulaşmasını engelleyen boya v.b. varsa onu gidermek gerekir. Çünkü gusle manidir.)
S. 10 – Şafii mezhebine göre guslün sünnetleri kaçtır?
C. 10 – Şafii mezhebine göre guslün sünnetleri yedidir:
      1) Gusle başlarken besmele çekmek.
      2) Ağıza ve buruna su vererek temizlemek.
      3) Gusül yapmadan önce abdest almak.
      4) Gusül sırasında vücudu ovalamak.
      5) Sağ uzvu sol uzuvdan önce yıkamak.
      6) Uzuvları üçer defa yıkamak.
      7) Müvalat, (uzuvları, ara vermeden yıkamak.)
S. 11 – Şafii mezhebine göre sünnet olan gusüller kaçtır?
C. 11 – Şafii mezhebine göre sünnet olan gusüller onbeştir:
      1) Cum’a günü gusül yapmak.
      2) İki Bayram için gusül yapmak.
      3) Yağmur duası için gusül yapmak.
      4) Güneş ve Ay tutulması için gusül yapmak.
      5) Cenazeyi yıkayan kişinin gusül yapması.
      6) Yeni Müslüman olmuş kişinin gusül yapması.
      7) Baygınlıktan ayılan kişinin gusül yapması.
      8 ) Delilikten şifa bulan kişinin gusül yapması.
      9) Hac ihramı için gusül yapmak.
      10)  Mekke-i Mükerreme’ye girmek için gusül yapmak.
      11) Arafat’da vakfe için gusül yapmak.
      12)  Müzdelife’de gecelemek için gusül yapmak.
      13) Şeytan taşlamaları için gusül yapmak.
      14) Tavaf ve Sa’yi için gusül yapmak.
      15)  Medine-i Münevvere’ye girmek için gusül yapmak. 
S. 12 – Cünüp olan kimseye haram olan şeyler kaçtır.? 
                                                  
C. 12 – Cünüp olan bir kimse, Gusül abdesti almadan şu beş şeyi yapması haramdır:
      1) Namaz kılmak.
      2) Kur’an-ı Kerim’i okumak. (Ancak; Zikir, besmele ve dua niyetiyle ayetler okunabilir.)   
      3) Kur’an-ı Kerim’e dokunmak.
      4) Ka’be’yi tavaf etmek. 
      5) Cami’de durmak.
S. 13 – Cünüp kimsenin traş olması veya tırnak kesmesi caiz midir?
C. 13 – Cünüp olan kimsenin yıkanmadan traş olması ve tırnak kesmesi haram olmazsa da iyi değildir. İmam Gazali, İhyaü ‘Ulümud-Din kitabında şöyle diyor: Cünüp olan kimsenin tırnak kesmesi, traş olması, etek ve koltuk altını temizlemesi, kan aldırması veya vücuttan herhangi bir parça kopartması uygun değildir. Çünkü ahirette bütün vücut geri döneceğinden yıkanmadan kesilen veya traş olunan şey cünüp olarak dönecektir. 

TEYEMMÜM

S. 14 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün şartları kaçtır?
C. 14 –Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün şartları beştir:
      1) Hastalık veya yolculuk gibi bir mazeretin bulunması.
      2) Namaz vaktinin gelmiş olması.
      3) Suyu aradığı halde bulamaması.
      4) Su bulunduğu halde, kullanılmasının mahzurlu olması. (Su çok soğuk olup ısıtılması mümkün değilse, yıkandığında zarar görecekse, bu tür durumlar toprakla teyemmüm almayı mübah kılar.)
      5) Toz çıkaran temiz bir toprağın bulunması.
S. 15 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün farzları kaçtır?
C. 15 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün farzları dörttür:
      1) Namazın mübah kılınması için niyet etmek.
      2) Yüzünü meshetmek. (Elini toprağa vurup ellerini silkeledikten sonra yüzüne sürmek).
      3) Dirsekleriyle birlikte el ve kolları meshetmek.
      4) Sıraya riayet etmek.
       Not: Cünub olan bir kimse su bulamadığında, abdestte olduğu gibi teyemmüm alır. Teyemmüm ise; abdest veya gusül yerine niyet ederek, temiz bir toprağa ellerini vurup yüzü ve kolları meshetmekten ibarettir. Su, toprak veya teyemmüme elverişli bir şey bulamayan kimse, vaktin hürmeti için abdestsiz de olsa namazını kılar, ancak daha sonra kaza eder.
S. 16 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün sünnetleri kaçtır?
C. 16 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ün sünnetleri üçtür:
      1) Teyemmüm’e başlarken “Besmele” çekmek.
      2) Sağ uzvu, sol uzuvdan önce meshetmek.
      3) Uzuvları, ara vermeden ard arda meshetmek.
S.17 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ü bozan şeyler kaçtır?
C.17 – Şafii mezhebine göre teyemmüm’ü bozan şeyler üçtür:
      1) Abdesti bozan herşey teyemmümü de bozar.
      2) Namaz vakti dışında su görmek. ( Eğer namaza başladıktan sonra su bulursa namazı tamamlayabilir, namaz sahihtir. Kılındıktan sonra ise namazı kaza etmek gerekmez. Ancak kişi abdest alıp namazı yeniden kılmak için namazı bozarsa bu daha faziletlidir.)
      3) Mürted olmak (Dinden çıkmak).
S. 18 – Şafii’e göre teyemmüm’de sargılı yaranın hükmü nedir?
C. 18 – Şafii mezhebine göre; sargılı yaranın açılmasında bir zarar yoksa gusül veya abdest için yaranın açılıp yıkanması gerekir. Yaranın açılması mahzurluysa ve abdestli iken yarayı sarmışsa, sargının üzerine mesheder. Teyemmüm yapar ve namazını kılar, üzerine namazı iade etme durumu yoktur. Ancak kişi, abdestsiz veya cünublü iken yarayı sarmışsa, o zaman namazı kaza etmesi farzdır.
                 
        İkinci durum, eğer sargı teyemmüm’ün azalarında bulunuyor ise (kollar ve yüz gibi) yine namazı kaza etmesi vacibtir.
        Üçüncü durum, yaraya sarılan sargı, yaranın dışında sağlam kısmı da kapatmışsa yine kişinin namazını kaza etmesi vacibtir.
     Not: Ayağı veya kolu alçıya alınmış bir şafii, bu konuda hanefi mezhebini taklid ederek abdest alırken alçı üzerine sadece mesh edip teyemmüm almadan namazını kılar, kaza etmesine de gerek yoktur.

MESTLER ÜZERİNE MESHETMEK

S. 19 – Şafii’ye göre, Mestler üzerine meshetmenin hükmü nedir?
C. 19 – Şafii mezhebine göre; özürlü veya özürsüz,  seferde ve hazerde abdest alırken mest üzerine meshetmek caizdir. (ruhsattır).
S. 20 – Şafii’ye göre mest üzerine mesh etmenin şartları kaçtır?
C. 20 – Mestler üzerine mesh etmenin şartları dörttür:                                      
      1) İki mestin tahir (temiz) olması.
      2) Her iki mestin yürümeye dayanıklı olması.
      3) Topuklarla birlikte ayakları kapatacak nitelikte olması.
      4) Abdestin tamamlanmasından sonra giyilmesi.
S. 21  – Mest üzerine mesh etmenin müddeti ne kadardır?
C. 21 – Şafii mezhebine göre; seferde (yolcu) olmayanlar için yirmidört saattır. Seferde (yolcu) olanlar için ise yetmiş iki saat (üç gün üç gece) dir. Bu müddet, mestlerin giyilmesinden sonra meydana gelen ilk abdestsizliğin başından başlar. Şayet bir kimse, hader’de (evde) meshederse sonra sefere (yolculuğa) çıksa veya seferde (yolculukta) iken meshetse sonra mukim olsa (eve gelse) yine mukim (evdeki) kişi gibi yirmidört saat “bir gün bir gece” – meshini tamamlar.
S. 22 – Şafii’ye göre mest üzerine meshi bozan şeyler nelerdir?
C. 22 – Şafii mezhebine göre mest üzerine meshi bozan şeyler üçtür:
      1) Mestlerden birinin veya iksinin çıkarılması.
      2) Mesh müddetinin sona ermesi.
      3) Guslü gerektiren bir durumun meydana gelmesi.
S. 23 – Şafii’ ye göre alkol ve benzeri müskiratlar neces midir?
C. 23 – Alimlerin çoğuna göre necestir. İmam Şafii’nin arkadaşı imam mezeni’ye göre içki, alkol, ispirto vb. maddelerin sadece içilmesi haram olup, başka işlerde kullanılmaları neces değildir. (Bidayetül – müçtehid)
   El-Mecmu’ adlı kitapta, İmam malik’in şeyhi Rabia’ da müskir Maddelerin tümü tahirdir diyor. İmam hasan ve Leys de aynı görüştedirler. (Muğnil-muhtac, c.1, s.77) Bu görüşlerden hareket ederek verilen fetva üzerine, kolonya vb. maddelerde ispirto ve alkol bulunsa da bunlar neces değildir.
S. 24 – İSTİNCA nedir?
C. 24 – Şafii mezhebine göre İstinca; Ön ve arkadan çıkan sidik ve dışkı gibi pislikleri tamizlemeye istinca denir. Bu da en iyisi taşlarla silinip, su ile temizlenmektir. Sadece su veya necaseti izale edecek üç taşla da yapılabilir. Eğer ikisinden biri ile temizlenmek isterse su ile temizlensin daha iyidir.
S. 25 – Def’i hacet için tuvalete girip çıkmanın adabı nedir?
C. 25 – Tuvalete sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmak mustahabtır. Girmeden önce şu duayı okumalıdır: “ BİSMİLLAHİ ALLAHUMME İNNİ E UZÜ BİKE MİNEL HUBUSİ VEL HEBAİS ”  “Allahın ismiyle, Allahım! Erkek-dişi cin ve şeytanlardan sana sığınırım.”
Tuvaletten çıktıktan sonra da şu duayı okumalı:
 “EL HAMDÜ LİLLAHİLLEZİ EZHEBE AN’NİL EZA VE AFANİ” “Benden eziyeti giderip, bana afiyet veren Allaha hamd olsun.”
S. 26 – Küçük, büyük abdest’e çıkarken uyulan adablar nelerdir?
C. 26 – Def’i hacet için küçük veya büyük abdest’e çıkarken, uyulması gereken adablar şunlardır.
 1) Kişi durgun suda, küçük ve büyük abdesti yapmaktan kaçınmalıdır.
 2) Kişi meyveli ağaçların altında, insanların gelip geçtiği yollarda ve gölgeliklerde def’i hacet yapmaktan sakınmalıdır.
 3) Yerdeki çatlak ve deliklerde küçük ve büyük abdesti yapmaktan sakınmak.
 4) Rüzgârın estiği tarafa, küçük ve büyük abdesti yapmaktan sakınmak.
 5) Yıkama yerlerinde ve mezarlıklarda def ’i hacet’te bulunmamak,
 6) Bevlin sıçramalarından korunmak için sert yerlerde küçük abdesti yapmamak.
 7) Def’i hacet esnasında, Kıble’ye sırtını ve yüzünü vermekten sakınmak.
 8 ) Ay ve Güneş’e de ön ve arka tarafıyla yönelmekten sakınmak.
 9) Küçük ve büyük abdest sırasında konuşmamak.
 10) Allah zikrinin yazılı olduğu herhangi bir şeyi taşımamak.
KADINLARLA İLGİLİ HUSUSLAR
S. 27 – Şafii’ye göre kadın rahminden akan kanlar kaç çeşittir?
C. 27 – Kadın rahminden üç çeşit kan çıkar:
      1) Hayz (Ay hali / adet hali): Dokuz yaşından itibaren herhangi bir hastalık olmaksızın yaradılış icabı kadın rahminden akan kandır. Bu kan, çoğunlukla gebelik zamanında kesilir.
      2) Nifas (lohusalık hali): Doğumdan sonra kadın rahminden akan kandır.
      3) İstihaza (Özür kanı): Adet ve nifas günleri dışında kadın rahminden değil, rahim dışında herhangi bir damarın çatlaması sonucu akan kandır.
S. 28 – Şafii mezhebine göre Hayız süresi ne kadardır?
C. 28 – Şafii mezhebine göre hayız süresi; En azı bir gün bir gece yani yirmidört saatlik bir süredir. Hayzın en çok müddeti ise onbeş gün onbeş gecedir. Hayzın normal süresi de altı, yedi gündür. Onbeş günden sonra görülen kan hayız kanı değil istihaza ve özür kanıdır. Bu durunda kadının âdetine itibar edilmez. İstihaza kanı gören bir kadın, namaz kılabilir, oruç tutabilir, Kabeyi tavaf edebilir, camiye girebilir ve Kur’an-ı Kerime dokunup, Onu okuyabilir. Yani hayızlı ve nifaslının yapamadığı bütün işleri yapmasında bir sakınca yoktur.
      Not: Şafii mezhebinin azhar (en açık) görüşüne göre Hayız süresi içinde kanın görülmediği sürelerde, hayızlı kabul edilir. Ancak azhar görüşüne mukabil olanlar, hayız süresi içindeki temizlik sürsini hayızdan kabul etmemişler. (Bu görüşe binaen kadının, bu süre içinde yaptığı bütün ibadetleri sahihtir.
      Maliki mezhebine göre; Bir kadın bir anlık bile kanama görür de bu kanaması kesilirse ikinci bir kanama görünceye kadar, aradan geçen süre içinde temiz sayılır. Bu süre içinde temiz kadının yapabileceği her şeyi yapabilir. Yıkanır namazını kılar, orucunu tutar ve diğer tüm ibadetlerini yapabilir.
S. 29 – Şafii mezhebine göre Nifas’ın süresi ne kadardır?
C. 29 – Şafii mezhebine göre nifas’ın; en az süresi bir lahzadır. En uzun süresi altmış gündür. Normal süresi ise kırk gündür. Altmış günü geçen süre de istihaza (özür) kanı sayılır.                
                                                                      
S. 30 – Hayz ve Nifas sebebiyle Kadınlara haram olan şeyler kaçtır?
C. 30 – Hayz ve Nifas sebebiyle Kadınlara haram olan şeyler yedidir:
       1) Namaz kılmak.(Geçmiş namazların kaza edilmesi gerekmez.)
       2)  Oruç tutmak. (Bu sürede geçen günlerin kaza edilmesi gerekir.)                 
       3) Kur’an-ı Kerim’i okumak.
       4) Kur’an-ı Kerim’e dokunmak ve üzerinde taşımak.
       5) Ka’bey’i tavaf etmek.
       6) Camide durmak.
       7) Cinsi temasta bulunmak ve diz ile göbek arasına herhangi bir şekilde şehvetle dokunmak ve oynaşmak. (Ayhali ve lohusa olan bir kadınla cinsel ilişkide bulunmak erkeğe haram olduğu gibi buna imkân hazırlamak ve rıza göstermek kadına da haramdır. Bu durumda cinsi ilişkide bulunan kimse büyük günah işlemiş olur ve bundan tevbe etmesi gerekir. Ayhali esnasında cinsel ilişkide bulunmanın birçok kadın hastalıklarına sebep olduğu bu gün tıbben de sabit olmuştur.)
        Not: Normal olarak cünuplu, hayz ve nifaslı bir kadın, Kur’an’ı okuyamaz. Ancak okuma niyetiyle değil de zikir, dua veya öğretmek maksadıyla muallime bir bayan, öğrencilere Kuran-ı Kerimi öğretebilir.
        Bir grub muhakkik alimlerin tesbit ettiklerine göre, İmam Şafii, kadim bir kavlinde bu durumda olanlar mutlak surette Kuran-ı okuyabilirler demektedir. (Ravdatüt-Talibin, c.1 s.197)
İmam buhari, Taberani, Davüd-i zahiri ve ibni Hazm’e göre, cenabetli bir kimse Kuran okuyabilir. İmam nevevi de bir insan cünup, hayızlı veya loğusa ise, okumak maksadıyla değil de başka bir amaçla Kuranın tümünü de okursa, caizdir diye fetva vermiştir.
 (Muğnil-muhtac c. 1 s.72) Bu görüşlerden hareket ederek özellikle, eğer dersler muattal kalırsa bu durumda, muallime olan bayan sadece öğretmek niyetiyle Kuran-ı Kerimi okutabilir.

N A M A Z

S. 31 – Şafii mezhebine göre kaç çeşit namaz vardır?
C. 31 – İki çeşit namaz vardır:
             1)  Farz olan namazlar (Beş vakit namaz ile Cuma namazı gibi).
             2) Sünnet olan namazlar
         a – Her iki Bayram namazı
         b – Ay ve Güneş tutulması namazı,
         c – Kuşluk  (Duha) namazı: En az iki, en çoğu da oniki rek’attır.     
        d – Teravih namazı: Yirmi rek’attır. Vakti ise Ramazan ayında Yatsı namazından sonradır.
         e – Farz namazlara tabi olan Sünnetler (Revatib) namazı.
         f – Vitir namazı: En azı bir rek’at, en çoğu onbir rek’attır.
 Yatsı namazından sonra kılınır. )
S. 32 – Şafii’ye göre beş vakit namaz ve rek’at sayılarını söyleyiniz.
C. 32 – Şafii’ye göre beş vakit namaz ve rek’at sayıları şöyledir:
Vakitler
İlk Sünnet
Farz
Son Sünnet
Toplam
Sabah
2
2
-­­­
4
Öğle
4
4
4
12
İkindi
4
4
-
8
Akşam
-
3
2
5
Yatsı
-
4
2
6
                                                            
        Not: Bu farz namazlarla beraber kılınan sünnelere “Revatib” sünnetleri denir. Vitir namazı da müekkede sünnetlerdendir. En azı bir rek’at, en çoğu onbir rek’attir. Yatsı namazından sonra kılınır.
S. 33 – Şafii mezhebine göre namazın farz olmasının şartları kaçtır?
C. 33 – Şafii mezhebine göre namazın farz olmasının şartları üçtür:
 1) Müslüman olmak.
 2) Balığ olmak (Ergenlik çağına gelmiş olmak).
 3) Akıllı olmak (Aklı olmayan, deli kimselere namaz kılmak farz değildir.
    Not: Bir özür olmaksızın farz namazın vaktinden çıkıncaya kadar geciktirilmesi haramdır. Herhangi bir namazın yalnız bir rek’ati vakit içinde yetiştirilirse, bu namazın tümü eda sayılır.
 S. 34 – Şafii mezhebine göre namazın dışındaki şartlar kaçtır?
C. 34 – Şafii mezhebine göre namazın dışındaki şartlar beştir:
           1) Abdestsizlikten ve necasetten vücudun temiz olması.
           2) Avret sayılan yerlerin temiz bir elbise ile örtülmesi.
           3) Namaz kılınacak yerin temiz olması.
           4) Namaz vaktinin bilinmesi. (Namazı vakti içinde kılmak)
           5) Kıble’ye (Ka’be’ye) yönelmesi. (Göğsünü Kıble’ye dönerek namaz kılmak)  
           
         Not: Savaş esnasında kılınan namazlarda ve seferi olarak kılınan sünnetlerde Kıblenin terk edilmesi caizdir.
S. 35 – Şafii mezhebine göre namazın rükünleri kaçtır?
C. 35 – Şafii mezhebine göre namazın rükünleri on dörttür:
        1) Namaz için niyet etmek.
        2) Farz namazlarda muktedir olanlar için ayakta durmak.
        3) Taharrüm Tekbiri (Namaza giriş tekbiri).
        4) Fatihayı okumak (Besmele de Fatihadan bir ayettir).
        5) Rükû’a varmak.    
        6) Rükûdan sonra itidal yapmak.
        7) İki defa secde yapmak.  
        8 ) İki secde arasında oturmak.
        9) Rükû’, Rükû’dan sonraki itidal, iki secde ve iki secde arasındaki oturuşda en az iki hareketi birbirinden ayıracak kadar beklemek.
        10) Teşehhüd için son celse’ye durmak.
        11) Son celse’de Teşhhüd’ü (ettehiyatü’yü) okumak.
        12) Son ettehiyatü’den sonra Peygamber’e salat ve selam getirmek.
        13) Sağ tarafa selam vermek.
        14) Rükünler arasındaki tertibe riayet etmek.
 S. 36 – Ayakta namaz kılmaya gücü olmayan kişi nasıl namaz kılar?
 C. 36 – Şafii mezhebine göre; farz namazları ayakta kılamayan kişi oturarak kılar. Eğer oturarak da kılamıyorsa Kıble’ye yönelerek sağ tarafına uzanmış vaziyette kılar. Bunu da yapamıyorsa rükû’ ve secdeler için başıyla işaret ederek Kıble’ye bakar vaziyette sırt üstü namaz kılar. Sünnet namazlar ise ayakta durabilse bile oturarak kılmak caizdir.
  
Not: Dilsiz ve sağır olan müslüman, akıllı ve büluğ çağına girmişse, mükellef olmanın şartlarını taşıdığı için, diğer ibadetler gibi, namaz ve oruçla da mükelleftir. Ancak dilsizler, namaza kalben niyet ederek başlarlar. Namazın içindeki farzlardan olan Kur’an okumak ise özürleri sebebiyle onlara farz değildir.
 S. 37 – Namaza başlamadan önce namazın sünnetleri nelerdir?
 C. 37 – Şafii mezhebine göre namaza başlamdan önce;
      1) Ezan okumak. 
      2) Kamet getirmek sünnettir.
 S. 38 – Namaza başladıktan sonra namazın sünnetleri nelerdir?
 C. 38 – Şafii mezhebine göre namaza girdikten sonra Eb’ad ve Hey’at olmak üzere iki çeşit namaz sünnetleri vardır.
 S. 39 – Şafii’ ye göre Eb’ad ve Hey’at arasındaki fark nedir?
C. 39 – Şafii mezhebine göre; namazda Eb’addan birisinin unutularak terkedilmesiyle, “Selam” vermeden önce iki secdeden ibaret olan “Sehiv Secdesi” yapmak sünnet olur. Bir hey’etin terki halinde ise “Sehiv Secdesi” yapılmaz.
S. 40 – Şafii mezhebine göre namazın Eb’adı (sünnetleri) kaçtır?
C. 40 – Şafii mezhebine göre namazın sünnetleri (eb’adı) sekizdir.
    1) Birinci Teşehhüd (ettehiyyat).
    2) Birinci Teşehhüd için celse (oturmak).
    3) Sabah namazında Kunut duası. (ikinci rek’atta, rükû’dan sonra kunut duası okunur.)
    4) Ramazan’ın ikinci yarısından itibaren ramazan bitinceye kadar, Vitir namazının son rek’atında ruku’dan sonra kunut duasını okumak.
    5) Kunut duası için ayakta durmak.
    6) Birinci Teşehhüd’de peygamber üzerine salat ve selam getirmek.
    7) Son Teşehhüd’de Peygamberin ali üzerine salat ve selam getirmek.
    8 ) Peygamber (s.a.v.) ve ali üzerine Kunut’ta salat ve selam getirmek.
S. 41 – Şafii mezhebine göre namazın hey’etleri kaçtır?
C. 41 – Şafii mezhebine göre namazın hey’etleri onbeştir.
      1) Tekbir-i Teharrüm, rükû’a varış, rükû’dan kalkış ve birinci Teşehhüd’den kalkış sıralarında ellerin kaldırılması.
     2) Sol elin bileğinden sağ elle kabz edilip, göğüs altında bağlanması.
     3) Teharrüm tekbirinden sonra “veccehtü” duasının okunması.
     4) Euzü çekilmesi.
     5) Fatiha’dan sonra “Âmin” denilmesi.
     6) Fatiah’dan sonra zamm-ı sure okunması.
    7) Sabah ve Cum’a namazlarının her iki rekatinde, Akşam ve Yatsı namazlarının da ilk iki rek’atlerinde Fatiha ve zamm-ı surenin cehren (yüksek sesle); bunların dışında ise sirren (kendisi duyacak kadar gizli sesle) okunması.
     8 ) Bir rükünden diğer bir rükne geçerken tekbir getirilmesi.
     9) Rükû’dan kalkarken; “Semiallahu limen hamideh” denmesi.
    10) İtidal’da (rükû’dan sonraki dik vaziyette); “Rabbena ve leke´l-hamd” denmesi.
      11) Rükû’ ve sücud’da tesbih getirilmesi, Rükû’da;
               “Sübhane Rabbiye´l-Azim ve bi-hamdih.” Sücud’da;
               “Sübhane Rabbiye´l- A´la ve bi-hamdih.”
      12) Teşehhüd’de iki elin dizlere yakın bir şekilde uyukların üzerine konulması. Bu durumda sol elin parmakları açılır, sağ elin parmakları
İse, şahadet parmağı dışında kabzedilir. (kapatılır)
      13) Namazdaki bütün oturuşlarda “iftiraş” (sağ ayağı dikip sol ayağı yatırarak üzerinde oturmak).
      14) Son oturuşta ise “teverrük” yapılması.(sağ ayağı dikip sol ayağı sağ ayağın altından geçirerek yerde kalçası üzerine oturması demektir.)
      15) Sol tarafa ikinci bir selam verilmesi.
S. 42 – Kâbe nedir? Kim tarafından yapılmıştır?
C. 42 – Kâbe; Namaz kılarken müslümanların yöneldikleri, Mekke Şehri’nde bulunan mukaddes mekândır. Kâbe Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır.
S. 43 – Şafii’ye göre namazda kadın, kaç şeyde erkek gibi yapmaz?
C. 43 – Şafii mezhebine göre namazda kadın, beş şeyi erkekten farklı şekilde yapması gerekir:
      1) Erkek, elleri bağlı iken dirseklerini yanlarından uzaklaştırır, kadın uzaklaştırmaz.
      2) Erkek rükûda ve secde’de dirseklerini yanlarından, karnını dizlerinden uzaklaştırır, kadın birbirine yaklaştırır.
      3) Erkek Kuran’ı, sesli okunması gereken yerde sesli okur, kadın ise, yabancı erkeğin huzurunda sesli okumaz.
     4) Erkek namazda uyarılması gereken bir şeyle karşılaştığında “Süb– hanellah” der, kadın ise, sağ elinin iç yüzünü, sol elinin dış yüzüne vurur.
     5) Erkeğin avreti, diz kapaklarıyla göbek arasıdır. Hür kadının ise, yüzü ve elleri hariç bütün vücudu avrettir. (Cariye ise namazda avretini örtmede erkek gibidir. Namaz dışında ise hür olan kadın gibidir.)
S. 44 – Namaz kılmanın mekruh olduğu vakitler kaçtır?
C. 44 – Şafii mezhebine göre bir sebebe dayanmayan namazın tahrimen mekruh olduğu vakitler beştir:
     1) Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar.
     2) Güneş doğduktan sonra bir mızrak boyu yükselinceye kadar.
     3) Güneş tam tepedeyken batıya meyl edinceye kadar.
     4) İkindi namazından sonra güneş batıncaya kadar.
     5) Güneş battıktan sonra batışında tekâmül edinceye kadar.
 S. 45 – Şafii mezhebine göre namazı bozan şeyler kaçtır?
 C. 45 – Şafii mezhebine göre namazı bozan şeyler onbir’dir:
     1) Namazda kasten konuşmak.
     2) Çok hareket yapmak. (bir rükünde üç hareket namazı bozar)
     3)  Abdestin bozulması.
     4) Elbise veya beden üzerinde herhangi bir necasetin bulunması.
     5)  Avret sayılan yerin açılması.
     6)  Namaz niyetinin değiştirilmesi.
     7) Kıble’yi terketmek. 
     8 ) Bir şey yemek. 
     9) Bir şey içmek.
     10) Ses çıkaracak kadar gülmek.
     11) Mürted olmak. (dinden çıkmak)
 S. 46 – Şafii mezhebine göre, Sehiv secdesi nedir?
C. 46 – Şafii mezhebine göre Sehiv secdesi; Namazda meydana gelen herhangi bir noksanlığa, yanlışlığa karşılık namaz sonunda, selamdan önce yapılması istenen iki secdedir. (Sehiv secdesi sünnettir.)
S. 47 – Şafii mezhebine göre, Sehiv secdesinin sebepleri nelerdir?
C. 47– Şafii mezhebine göre Sehiv secdesinin sebepleri dörttür:
     1) Kişi, namaz rükünlerinden birini terk edip, sonraki rükne başladıktan sonra farkına varırsa, terkedilen rüknü yerine getirir ve selamdan önce sehiv secdesi yapar. Şayet selamdan sonra farkına varırsa ve arada fazla zaman geçmemişse terkettiği rükne döner ve rek’ati tamamlar, selam vermeden önce de sehiv secdesini yapar. Eğer selamdan sonra uzun bir zaman ara ile farkına varırsa bir rükün noksan olduğu için namazı fasid olur. Namazı yeniden kılması gerekir.
     2) Kişi, sehven bir rüknü fazladan yaparsa ve sonra farkına varırsa sehiv secdesi yapar.
     3) Namazın sünnetlerinden bir tanesini kasden bile olsa terkederse yine sehiv secdesini yapar.
     4) Namaz kılarken rek’at sayısında şüpheye düşerse, yapılmış olması kesin olan az sayıya hüküm eder ve namazını ona göre tamamladıktan sonra sehiv secdesini yapar.
S. 48 – Şafii’ ye göre cemaatle namaz kılmanın hükmü nedir?
C. 48 – Şafii mezhebine göre cemmatle namaz kılmak, hem erkek hem de kadınlar için müekked bir sünnettir. Hadiste geçtiği gibi cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmiyedi derece daha efdaldir. İmam selam vermeden önce ihram tekbirini getirip, imama uyan kişi cemaate yetişmiş sayılır.
S. 49 – Cemaatle namazın sahih olmasının şartları kaçtır?
C. 49 – Şafii’ye göre cemaatla namazın sahih olmasının şartları beştir:
  1) İmama uyan kişinin uyma niyetini getirmesi. (imama rükû’da iken yetişen kimse o rek’ate yetişmiş sayılır. Rükû’dan sonra yetişirse o rek’ati kaçırmış sayılır.
 2) İmamın intikal hareketlerini bir vasıta ile de olsa bilmesi.
 3) Mekân açısından imamın önüne geçmiş olmaması.
 4) İmama uyan kişi imamdan ayrı yerde sayılacak kadar ayrı olmaması.
 5) İmama uyan kişinin imamdan sonra niyet getirmesi.
S. 50 – Şafii mezhebine göre namazda kimlere uyulabilir?
C. 50 – Şafii mezhebine göre namazda hür olan kişi köleye, baliğ olan da mümeyyiz çocuğa uyabilir. Namazda erkek, kadına; kıraati düzgün olan da kıraati düzgün olmayana uyamaz. Kıraati düzgün olmayanın kıraati düzgün olmayana, kadının da kadına uyması ise caizdir.
S. 51 – Şafii mezhebine göre cemaat’a sonradan gelen ve safta boş yer bulamayan kişi nasıl namaz kılar.?
C. 51 – Şafii mezhebine göre cemaat’a sonradan gelen bir kimse, safta boş yer bulursa mutlaka o boş yere geçip imama uyarak namazını kılar. Ancak boş yer yoksa her ne kadar bu kişi arkada tek başına durur, niyet getirdikten sonra önündeki saftan birini yanına çeker deniliyorsa da, 
    “ Buveytının Nassına göre, bu kişi arkada tek başına durur, imama uyma niyetini getirerek namazını kılar ve Önündeki saftan hiç kimseyi yanına çekmez.” İmam El- Ezra i de, muhtar görüş bu olup, mezhepçe en kuvvetli delili olandır diyor. (yani tercih edilen görüş budur.)
S. 52 – Şafii’ye göre, erkek olsun kadın olsun namaz kılarken, olumsuz bir durumla (İmamın yanılması, A’ma bir kimsenin çukura düşmek üzere olması vb.) karşılaşınca ne yapmalıdır?
C. 52 – Şafii mezhebine göre, böyle bir durumda namaz kılan erkek ise, İmamı veya çukura düşmek üzere olan Amayı uyarmak için zikir maksadıyla  “ Sübhanellah ” diyecek. Kadın ise, şayet yabancı erkek varsa böyle bir durumda sağ elinin iç yüzünü sol elinin dış yüzüne vuracak. Ancak yabancı erkekler yoksa O da erkekler gibi “Sübhanellah” diyecek. İmam El Zerkeşi bu konuda hiç şüphe yoktur diyor.
 (Muğnil Muhtac, c.1, s.198)
YOLCU (MİSAFİR) NAMAZI
S. 53 – Şafii mezhebine göre misafir nasıl namaz kılar?
C. 53 – Şafii mezhebine göre yolcu olan bir kimse dört Rek’atli; (öğle, ikindi, yatsı) gibi farz namazlarını iki rek’at olarak kasren kılabilir. Ayrıca öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı istediği vakitlerinde (yani öğleyi ikindiye veya ikindiyi öğleye ve akşamı yatsıya ya da yatsıyı Akşama) cem’i te’hir veya cem’i takdim olarak bir arada kılabilir.
S. 54 – Şafii’ye göre yolcu bir kimse, dört rek’atlı namazları kısaltmaya mecbur mudur yoksa kısaltmayla tam arasında serbest midir? Hangisi daha faziletlidir? Ve kısaltmanın hükmü nedir?
C. 54 – Yolculukta, dört rek’atli namazları kısaltarak kılmak muhayyer olmak üzere azimet değil ruhsattır. Ancak yolculukta dört rek’atli namazları kısaltarak kılmak daha faziletlidir.
S. 55 – Şafii’ye göre Seferde dört rek’atli namazları, kasren (kısaltarak) kılabilmenin şartları kaçtır?
C. 55 – Şafii’ye göre seferde kasren namaz kılabilmenin şartları beştir:
     1) Yolculuğun mübah olması, günah maksatlı olmaması.
     2) Yolculuk mesafesinin onaltı fersah olması (Bu mesafe yaklaşık olarak 81 kilometredir.) 
     3) Dört rek’atli namazları eda etmelidir. (Yani seferde eda edeceği namazları kısaltmalıdır. Eğer seferde, haderde kılmadığı namazları kaza ederse onları kasr yapamaz. Aynı zamanda seferde kaçırdığı namazları da haderde kasr yapamaz.
     4) İhram tekbiriyle birlikte kasr niyetini getirmelidir.
     5) Mükim kişiye tabi olmaması. (Mükim birisine tabi olursa iki değil dört rek’at olarak kılar.)
S. 56 – Seferde namazı cem’ etme (bir arada kılmak) kaç şekilde olur?
C. 56 – Şafii mezhebine göre seferde namazı, Cem’i takdim ve Cem’i te’hir olmak üzere iki şekilde olur.
S. 57 – Seferde cem’i takdimin sahih olmasının şartları kaçtır?
C. 57 – Şafii mezhebine göre seferde ikindi namazını öğle, yatsıyı da akşam namazı ile birlikte kılmaktan ibaret olan cem’i takdimin sahih olmasının şartları dörttür:
   1) Önce ilk namazın kılınması, sonra diğer namazın kılınması gerekir.
   2) Birinci namaz bitmeden önce ikinci namazı birinci ile beraber kılmaya niyet etmek.
   3) İki namazı ara vermeden ard arda kılmak. (Birinci namaz biter bitmez ikinci namaza başlamalı, iki namaz arasında zikir, sünnet namaz veya başka bir şey yapmamalıdır.)         
  4) Birinci namazın tümünde ve ikinci namaza başlarken müsafirlik sıfatının devam etmesi.
S. 58 – Seferde cem’i te’hirin sahih olmasının şartları kaçtır?
C. 58 – Şafii mezhebine göre seferde öğleyi ikindi ile akşamı da yatsı ile birlikte kılmaktan ibaret olan cem’i te’hirin sahih olmasının şartı, birinci namazın vakti bitmeden cem’i te’hir yapmaya niyet etmektir. Önce birinci namazı kılmak ve ard arda kılmak şart değildir.
S. 59 – Müsafir olmayıp hazır olan bir kimse cem’ edebilir mi?
C. 59 – Şafii’ye göre, Müsafir olmayıp hazır olan bir kişi, Yağmurlu zamanlarda ikindiyi öğlenin üzerine ve yatsıyı akşamın üzerine getirerek cem’i takdim olarak cemaatla kılmak şartı ile yapabilir.
       Not: Diyaliz makinasına bağlanacak bir hasta, cerrahi operasyona tabi olacak hasta veya bu operasyona katılacak doktor, şayet bu işler uzun sürecek ve namaz vaktinin çıkmasına neden olursa, bunlar da namazlarını cem’-i takdim veya cem’-i te’hir yaparak kılabilirler. (öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı istedikleri vakitte birlikte kılabilirler. Fakat kasr yapamazlar.)
S. 60 – Cum’a namazının hükmü nedir?
C. 60 – Şafii mezhebine göre cum’a namazı, vacib olma şartlarına haiz her şahıs üzerine farz-ı ayn’dır. Cum’a namazı iki rek’attir. İmam her iki rek’atte de cehren (sesli) okur. Cum’a namazının ikinci rek’atında rükû’da imama yetişen bir kimse o rek’ate yetişmiş sayılır. İmamın selamından sonra kalkar, tek başına ikinci rek’atı kılar ve selam verir.  Böylece Cuma namazını kılmış olur. Şayet son rükû’da imama yetişmezse, Cuma namazına niyet eder fakat imamın selamından sonra dört rek’at tamamlayarak öğle namazını kılar.
S. 61 – Cuma namazının vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 61 – Şafii’ye göre cum’a namazının vacib olmasının şartları yedi’dir:
    1) Müslüman olmak,
    2) Hür (özgür) olmak,
    3) Baliğ olmak,
    4) Akıllı olmak,
    5) Erkek olmak,
    6) Sağlıklı olmak, Hasta olmamak,
    7) Mükim olmak, misafir “yolcu” olmamak.
 (Buna göre kadınlara, hürriyeti elinde olmayanlara, yolculara, hastalara, Cuma namazı farz değildir. Ancak bu durumda olanlar, camiye gidip cumayı kılarlarsa namazları sahih olur ve o günün öğle namazının yerine geçer.)
S. 62 – Cum’a günü, cum’a namazından önce bir kişi yolculuğa çıkabilir mi?
C. 62 – Şafii’ye göre cum’a günü,  Zevaldan önce bir kişi ihtilafsız olarak yolculuğa çıkabilir. Ancak zevaldan sonra eğer arkadaşlarından geri kalmaktan, mal veya canına zarar gelmekten ya da Otobüsünü kaçırmaktan korkuyorsa, hiç bir ihtilf olmadan zevaldan sonra da cum’a namazını kılmadan önce yolculuğa çıkabilir.  (Ravdatü-Talibin, c. 1 s. 543)
S. 63 – Cuma namazının sahih olmasının şartları kaçtır?
C. 63 – Şafii’ye göre cum’a namazının sahih olması için beş şart vardır:
     1) Cum’a namazının kılındığı yerin şehir veya köy olması.
     2) Üzerinde Cum’a namazı vacib olanlardan en az kırk kişinin hazır bulunması.
     3) Cum’a namazının öğle vaktinde kılınması.
     4) En azından ilk rek’atte cemaat halinde kılınması.
     5) Namazdan önce imam tarafından iki hutbenin okunması.
 S. 64 – Şafii mezhebine göre her iki hutbenin şartları kaçtır?
     
 C. 64 – Şafii mezhebine göre her iki hutbenin şartları altıdır:
  1) Hutbe okuyanın cenabet, abdestsizlik ve necasetten temiz olması.
  2) Her iki hutbeyi de ayakta okuması ( ayakta okumaya muktedir ise ).
  3) Her iki hutbeyi hafif bir fasıla ile ard arda okuması.
  4) Üzerindne Cum’a namazı farz olan kırk kişiye duyurması.
  5) Hutbe rükunlerinin Arapça okunması.
  6) Hutbelerin namazdan önce okunması.
S. 65 – Şafii mezhebine göre her iki hutbenin rükünleri kaçtır?
C. 65 – Şafii mezhebine göre her iki hutbenin rükünleri beştir:
 1) Her iki hutbede Allah’a hamd ve sena getirmek.
 2) Her iki hutbede Peygamberimiz (s.a.v.)’e salat ve selam getirmek. (Allahümme salli ala Muhammed ve ala ali Muhammed) gibi.
 3) Her iki hutbede Takva ile tavsiyede bulunmak.
 4) İki hutbeden birinde en azından Kur’an-ı Kerimden bir ayet okumak.
 5) İkinci hutbede Müslümanlar için ahiret ile ilgili duada bulunmak.
         
S. 66 – Şafii mezhebine göre Cum’a ile ilgili sünnetler kaçtır?
C. 66 – Şafii mezhebine göre Cum’a ile ilgili sünnetler beştir:
   1) Cuma günü yıkanmak.  
   2) Cuma günü beyaz elbise giymek.
   3) Cuma günü tırnak, saç ve diğer fazla kılları kesmek, vücudu temizlemek.  
   4) Cuma günü güzel koku sürmek.
   5) Cuma günü hutbe okunurken sessiz olup hutbeyi dinlemek.
S. 67 – Bir şehirde birkaç yerde Cum’a namazı kılınabilir mi?
  
C. 67 – Şafii mezhebine göre İslamın en büyük gayelerinden biri müslümanları bir arya getirip birleştirmek olduğundan zarüret olmadan cumanın ta’addüdü (birkaç yerde kılınması) caiz değildir. Fakat zarüret varsa ihtiyaç durumuna göre birkaç yerde Cuma namazını kılmak caizdir. Ve öğle namazı da kılınmayacaktır. Mesela: bir köyün, şehrin halkı bir camiye sığmazsa iki camide Cuma namazını kılacaklar. Bu da kafi olmazsa üçe çıkarılır. Şayet bir şehrin halkı beş cami’ye sığdığı halde altı camide Cuma namazı kılarsa ihram tekbiri daha önce getiren hangi cami’in cemaatı ise onların Cuma namazı sahihtir. Diğerlerinin Cuma namazı sahih olmadığından öğle namazını kılmaya mecburdurlar. Hangisinin ihram tekbiri daha önce getirdiği belli değilse öğle namazını kılmaya mecburdurlar.
S. 68 – iki Bayram nedir, Bayram namazının hükmü nedir ve ne zaman kılınır?
C. 68 – Şafii’ye göre Müslümanların her yıl iki büyük Bayramı vardır:
     1) Ramazan Bayramı: Şevval ayının birinci günüdür.
     2) Kurban Bayramı: Zil-Hicce ayının onuncu günüdür.
    Her iki Bayram namazı da müekkede bir sünnettir. İki rek’attır. Vakti ise Güneş doğuşundan öğle vaktine kadardır. Birinci rekâtta Fatihadan önce ihram tekbiri dışında yedi tekbir getirilir, ikinci rekâtta da Fatihadan önce kıyam tekbiri dışında beş tekbir getirilir, namazdan sonra imam iki hutbe okur, birinci hutbede dokuz tekbir, ikinci hutbede ise yedi tekbir getirir.  
S. 69 – Şafii’ye göre Bayram Tekbirleri nedir ve ne zaman getirilir?
C. 69 – Ramazan Bayramında Bayram gacesi akşam namazından başlayarak Bayram namazına kadar Bayram tekbirleri getirilir. Kurban Bayramında ise Arefe günü Sabah Namazından başlayarak Bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar her farz namazın selamından sonra bu tekbirler devam eder. Bu tekbirlere teşrik tekbirleri denir. Teşrik tekbirleri şöyledir: “ALLAHÜ EKBER ALLAHÜ EKBER ALLAHÜ EKBER, LÂ İLÂHE İLLELLAHÜ VELLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER VE LİLLAHİL HAMD.”
AY VE GÜNEŞ TUTULMASI NAMAZI
( HÜSÜF VE KÜSÜF NAMAZI )
S. 70 – Ay ve Güneş tutulması (Husuf ve Küsüf) namazının hükmü nedir ve nasıl kılınır?
C. 70 – Şafii mezhebine göre Ay ve Güneş tutulması namazı sünnet-i müekkede’dir. Eğer vaktinden çıksa kaza edilmez. Bu namaz iki rek’attır. Her bir rek’atte iki kıyam vardır. Bu kıyamlarda kıraat uzatılır,   her bir rek’atta iki rükû’ vardır, rükû’larda tesbihatlar uzatılır. Secdelerdeki tesbihat ise uzatılmaz. Ay tutulmasında kıraat sesli, Güneş tutulmasında ise sessiz okunur. İmam namazdan sonra iki hutbe okur.
S. 71 – Yağmur (İstiska) Duası namazı ve hükmü nedir.?
C. 71 – Şafii’ye göre Yağmur Duası namazı, yağmurun yağmadığı veya kaynakların kuruduğu kıtlık zamanlarda meşru’ kılınmıştır ve bu Sebeple Yağmur (istiska) namazı kılmak sünnettir.
S. 72 – Şafii’ye göre Yağmur (İstiska) Duası namazına nasıl çıkılır.?
C. 72 – Şafii mezhebine göre Yağmur Duası namazına çıkmadan önce İmam, halka, tevbe etmek, sadaka vermek, mazlumun hakkını iade etmek, birbirine düşman olanları barıştırmak ve üç gün oruç tutmak için emir vermelidir. Daha sonra İmam halkı orucun dördüncü gününde elbiseler eski ve yamalı olduğu halde, tavazu içerisinde, beraberinde namaz kılınacağı yere çıkarır. İmam bayram namazları gibi onlara iki rek’at namaz kıldırır. Daha sonra da iki hutbe okuyacaktır. Allaha karşı zilletini göstermek amacıyla, elbisesinin alt tarafını üste, üst tarafını alta, sağ tarafını sola, sol tarafını sağa çevirir. Bol bol duada bulunur ve istiğfar eder. İmam, Resulüllah’ın dua ettiği şekilde dua edecek o da budur:  “Ey Allahım! Yağmuru rahmet yağmuru kıl! Azab, helak, bela yıkmak ve boğmak yağmuru kılma! Ey Allahım! Yağmuru sadece tepeciklerin üzerine, ormanların ve vadilerin içlerine yağdır, Ey Allahım! Sadece bizlere değil çevremize de yağdır, Ey Allahım! Şiddetten kurtaran, hoş güzel netice getiren, iyi mahsule yol açan, toprağa canlı canlı düşen, bol bol yağan, toprağın her tarafına ulaşan yeryüzünü ihata eden ve kıyamete kadar devam eden bir yağmur ver. Ey Allahım! Bize yağmur ver, bizi ümitsizlerden kılma, Ey Allahım! Kullarının başında ve memlekette ancak sana şikâyet edilebilecek ve senin karşılayabileceğin bir meşakket, bir darlık ve açlık vardır. Ey Allahım! Bizim için ekin bitir, hayvanlarımızın nüfusunu çoğalt, göklerin bereketini üzerimize indir. Bize yerin bereketlerinden ver, senden başka kimsenin kaldıramayacağı belayı üzerimizden at, Ey Allahım! Senden mağfiretini dileriz, hiç şüphesiz sen mağfiret edicisin. Bize bol bol yağmurlar ihsan eyle.”
S. 73 – Savaş halinde (korku) namazı nasıl kılınır ve kaç çeşittir?
C. 73 – Şafii’ye göre Savaş halinde (korku) namazı üç şekilde kılınır:
       1) Birincisi, düşman Kıble tarafında değilse, İmam İslam askerlerini iki gruba ayırarak, bir grupla namaz kılar, diğer grup ise düşmana karşı onları korur. Namaz kılan grup, bir rek’atten sonra imamdan ayrılıp, tek başına namazını tamamlar ve sonra onları koruyan grupla yer değştirir. İmam ikinci rek’atı yeni gelen grupla kıldıktan sonra onların namazlarını tamamlamasını bekler ve birlikte selam verirler.
      2) İkincisi, düşman kıble tarafında ise, bu durumda İmam,  onları iki saf yapar ve birlikte namaza dururlar. İmam secdeye gittiğinde birinci saf imam ile beraber secdeye gider diğer saf da onları korur.  
      Bunlar, secdeden kalktıktan sonra nöbet bekleyen saf secdeye varır. Sonra birlikte selam verirler.
      3) Üçüncüsü, korku ve tehlikenin şiddetlendiği bir durumda kılınan namazdır. Bu durumda nasıl kılınabiliyorsa o şekilde kılacak, ister yaya, ister binekli ister kıbleye yönelik olsun, ister olmasın.
S. 74 – İpekli elbise giymek ve altın yüzük takmanın hükmü nedir?
C. 74 – Şafii mezhebine göre İpek’ten olan elbiseleri giymek ve altından yüzük takmak erkeklere haramdır, kadınlara ise helaldir. Erkekler için altının azı veya çoğu haramda eşittir. Ancak elbisenin bir kısmı ipekli ve bir kımı da pamuk veya keten ise, ipek kısmı fazla olmadıkça giyilmesi caizdir.
S. 75 – Ölü için yapılması vacib olan şeyler kaçtır?
C. 75 –Şafii mezhebine göre bir Müslüman öldüğünde, hayatta kalanlara dört şey farz-ı kifaye olur: 
     1) Ölüyü yıkamak,  
     2) Ölüyü kefenlemek,
     3) Ölünün cenaze namazını kılmak,  
     4) Ölüyü defnetmek.
S. 76 – Şafii’ye göre Cenaze nasıl yıkanır ve nasıl kefenlenir?
C. 76 – Şafii’ye göre Cenazenin üç defa, tekli (vitir) olarak yıkanması sünnettir. Daha sonra erkeğin üç lefif (boydan boya kefen bezi) ile sarılarak kefenlenmesi kadının ise bir etek, bir gömlek, bir başörtüsü ve iki lifaf (boydan boya kefen bezi) ile sarılarak kefenlenmesi sünnettir.
S. 77 – Şafii mezhebine göre Cenaze üzerine namaz nasıl kılınır?
C. 77 – Şafii mezhebine göre Cenaze namazında ölünün üzerine dört tekbir getirilir. Cenaze namazını kılan kişi, önce cenaze namazını kılmaya niyet eder, sonra ihram tekbirini alır, bu birinci tekbirden sonra Fatiha süresini okur. İkinci tekbirden sonra Peygamberimiz (s.a.v.)’e salat ve selam getirir. Üçüncü tekbirden sonra ölü için duada bulunur. Dördüncü tekbiri aldıktan sonra selam verir.
S. 78 –İmam cenaze namazını kılarken, cenazenin neresinde durur?
C. 78 – Şafii mezhebine göre Cenaze namazı kılan ister imam olsun ister yalnız kılsın, erkek cenazesinin başı hizasında, kadının ise uylukları hizaasında durmak menduptur. Bunun sebebi sünnete uymaktır. Nitekim tirmizi de bunu rivayet etmiş olup, hasan demiştir. Kadında farklı olmasının sebebi, kadının tesettür ve mahremiyetine daha çok dikkat etmek lazım geldiğidir. Cemaat ise safta bulunduğu yerde durur. (cenaze ister erkek ister kadın olsun başı imamın sağ tarafında olması gerekir. Sünnete uygun olan da budur.) Hanefiye göre, imam’ın, erkek ve kadın cenazesinin göğüs hizasında durması menduptur. Çünkü göğüs iman mahallidir.
S. 79 – Şafii mezhebine göre Cenaze nasıl defnedilir?
C. 79 – Şafii’ye göre Cenaze, kabre indirilirken baş tarafından tutulup rahatça indirilmelidir. Ölüyü kabre yerleştiren kişi “Bismillahi ve ala milleti resulillah” Allahın ismi ve resulullah’ın sünnetiyle demelidir ve kabir normal bir kişinin boyu ve bir zira kadar derinliği yapıldıktan sonra ölü sağ tarafı üzerine yüzü kıbleye dönük olarak gömülmelidir.
S. 80 – Şafii’ye göre Şehid ve cansız doğan çocuğun hükmü nedir?
C. 80 – Şafii mezhebine göre İki ölü vardır ki gusledilmez ve üzerinde namaz da kılınmaz.
    1) Allah yolunda kâfirlerle yapılan savaşta öldürülen şehid, yıkanmaz ve cenaze namazı kılınmaz. Bunun hikmeti, şehadet eserinin üzerinde bulunması içindir. Onlar halkın duasına muhtaç olmadıklarından ötürü, diğer kimselere yapılan muamelelere muhtaç değillerdir. 
     2) Ana rahminden düşük olup ses çıkarmayan ölü çocuk, şayet insan suretinde olmakla birlikte cansız olarak doğmuşsa, yıkanır, kefenlenir ve defnedilir, ancak üzerinde namaz kılınmaz.  
                                                                                                              
S. 81 – Kabirler üzerinde kubbe ve benzeri şeyler yapmak caiz midir?
C. 81 – Şafii mezhebine göre Kabirler’in üzeri düz olmalıdır. Kabirleri kireç, çimento ile yapmak veya üzerinde kubbe inşa etmek, eğer mülkiyeti kendisine ait ise mekruhtur, şayet mülkiyeti ammeye ait ise haramdır. Buna vasiyet yapılmışsa da vasiyet batıldır. Eğer bina yapılmışsa o da yıkılmalıdır.
S. 82 – Şafii’ye göre Ölüler üzerinde ağlamanın hükmü nedir?
C. 82 – Şafii’ye göre Ölüler üzerine sesi yüksltmek cepleri, elbiseleri yırtmaksızın ağlamakta beis (zarar) yoktur. Ancak, “Ennevh ve niyah” Ölünün sıfatlarını saymak suretiyle matem yapıp, yas tutmak, ölüme razı olmamaya delalet eden her söz, her fiil, göğse vurmak, elbiseleri yırtmak ve benzeri şeyleri yapmak haramdır.
S. 83 – TA’ZİYE’NİN HÜKMÜ NEDİR?
C. 83 – Şafii mezhebine göre Ta’ziye; Ölünün ailesine, ölümden itibaren üç gün içinde taziye verilmesi sünnettir. Taziye için bir yeri tahsis etmeleri, bir yerde toplanmaları ve üç günden fazla sürmesi ise mekruhtur. Fakat taziye sahibi veya taziyede bulunan kişi hazır değilse üç günden sonra da olur. Yöremizde adet haline gelen Taziyelerin, üç günden fazla olması, hatta taziye çadırları kurularak haftalarca devam etmesi, taziye sahibinin yemek, çay ve meşrubat ikramında bulunması, günlerce işinden ve gücünden geri kalması, TAZİYE’yi sünnet durumundan çıkarıp, bidat durumuna soktuğu bir gerçektir. Öyleyse taziye üzerinden üç gün geçtikten sonra Çadırın kaldırılması ve taziye ehlini rahat bırakıp, onların da işlerine dönmelerine yardımcı olmak sünnete daha uygundur. Aksi takdirde taziye ehli büyük bir masrafla karşılaşacağı gibi, maddi ve manevi birçok sıkıntılara da girer. Bu ise onun için ikinci bir musibet olur.

Z E K A T

S. 84 – Şafii mezhebine göre Zekâtın vacib olduğu mallar nelerdir?
C. 84 – Şafii’ye göre Zekâtın vacib olduğu mallar beştir ve şunlardır:
      1) Mevaşi hayvanlardan Deve, Sığır ve Koyun.
      2) Semen (para)        
      3) Ticaret malları.
      4) Ziraat ve
      5) meyve (hurma, üzüm ve tahıllar).
 S. 85 – Hayvanlarda zekâtın vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 85 – Şafii’ye göre Hayvanlarda zekâtın vacib olmasının şartları altıdır:
1) Mal sahibinin Müslüman olması.
 2) Hür olması.
 3) Mülkiyetin tam olması.
 4) Nisaba (zekâtın miktarına) varmış olması.
 5) Üzerinden bir yılın geçmiş olması.
 6) Hayvanın saime olması (senenin yarısından fazlasında ağızlarıyla, masrafsız beslenmesi).
S. 86 – Ticaret malları ve paralarda zekâtın vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 86 – Ticaret malları ve paralarda zekâtın vacib olmasının şartları beştir:
1) Mal sahibinin Müslüman olması.
2) Hür olması.
3) Mülkiyetin tam olması.
4) Nisaba (zekâtın miktarına) varmış olması.
5) Üzerinden bir yılın geçmiş olması.
S. 87 – Şafii’ye göre Ziraatta zekâtın vacib olmasının şartları nelerdir?
C. 87 – Şafii mezhebine göre Ziraatta üç şartla zekât vacib olur:
1)  Ziraatın buğday ve arpa gibi insanların ektiği cinsten olması.
2)  Zahire (azık) olarak çürümeden, dayanıklı olup saklanabilen cinsten olması. 
3)  Nisab (zekât miktarına) varmış olması.
S. 88 – Meyvelerde zekâtın vacib olmasının şartları nelerdir?
C. 88 – Şafii’ye göre Meyvelerde zekâtın vacib olmasının şartları dörttür:                                                                           
 1) Mal sahibinin Müslüman olması.
 2) Hür olması.
 3) Mülkiyetin tam olması.
 4) Nisaba (zekâtın miktarına) varmış olması.
Not: Meyvelerlerin zekâtı sadece iki şeydedir: 1) Hurmalar 2) Üzümdür.
S. 89 – Şafii’ye göre Develerde zekât nisabı (miktarı) ne kadardır?
C. 89 – Şafii’ye göre Develerde zekâtın başladığı ilk nisab beştir:
      Her beş deve için bir koyun on olunca iki koyun, 15 olunca 3 koyun 20 olunca 4 koyun verilmelidir. 25 olunca bir bintu mehad (2 yaşına basmış dişi deve), 36 olunca bir bintu lebun (3 yaşına basmış dişi deve). 46 olunca hikka (4 yaşına basmış dişi deve), 61 olduğunda cezea (5 yaşına girmiş dişi deve), 76 olduğunda 2 bimtu lebun, 91 olduğunda 2 hikka, 121 olduğunda 3 bintu lebun, bundan sonra da her 40 deve için 1 bintu lebun ve her 50 deve için bir hikka verilecektir.
S. 90 – Sığırda zekât nisabi (zekât miktarı) ne kadardır?
C. 90 – Şafii’ye göre Sığırda zekâtın başladığı nisab (miktar) otuzdur:
         Otuz sığırdan bir yaşını doldurmuş 2’ye girmiş erkek veya dişi bir buzağı, 40’a ulaştığında; bir musinne (iki yaşında olup 3’e girmiş bir dişi buzağı) verilecektir. Bu şekilde sayı arttıkça zekât oranı da artar. Her 30 için iki yaşına basmış bir buzağı, her 40 için de üç yaşına basmış bir buzağı verilmelidir.
S. 91 – Koyun zekâtının nisabı (zekât miktarı) ne kadardır?
C. 91 – Şafii’ye göre Koyun zekâtının nisabı (zekât miktarı) kırktır:
        Kırk koyun için bir yılını tamamlamış bir dişi koyun, 121 koyun için iki koyun, 201 koyun için üç koyun ve 400 koyun için de dört koyun verilir. Bundan sonra her yüz koyun için bir koyun verilir.
S. 92 –  Hayvanlarını birbirine karıştıran iki kişi’nin zekâtı nasıl çıkarılır?
C. 92 – Şafii mezhebine göre Sığır veya koyunlarını birbirine karıştıran iki kişi, bir şahsın zekâtı gibi zekât çıkarırlar. Ancak bunun da yedi şartı vardır. Bu şartlar şunlardır:
       1) Hayvanların, otlamaya çıkmaları için toplandığı yerin bir olması.
       2) Hayvanların gecelendiği yerin bir olması.
       3) Hayvanların otlama yerinin bir olması.
       4) Tohumluklarının (döl hayvanları) bir olması.
       5) Hayvanların, sulama yerinin bir olması.
       6) Hayvanları sağanların bir olması.
       7) Hayvanların sağma yerinin bir olması.
S. 93 – Para (altın ve gümüş) zekâtının nisabı (zekât miktarı) ne kadardır?
           
C. 93 – Şafii mezhebine göre Altın’da zekatın vacib olduğu nisab (miktar) yirmi miskal (80,18 gram) dır. Gümüşte ise ikiyüz dirhem (561 gram) dır. Altın olsun gümüş olsun ikisinden de kırkta bir oranında zekât çıkarılır. Para ve döviz değeri de bu miktara ulaşırsa aynı oranda zekâtı çıkarılır.
      Not: Kadının altın ve gümüşten olan ve israfa kaçmayan zinet eşyasına zekât düşmez.
S. 94 – Ziraat (hububat) ve meyve zekâtının nisabı ne kadardır?
C. 94 – Şafii mezhebine göre Ziraat ve meyve zekâtının nisabı beş vusk; bu günkü ölçülere göre yaklaşık 653 kg.’dır. Yılın çoğunda arazi, yağmur veya nehir suyu ile külfetsiz sulanmış ise onda bir nisbetinde zekâtı çıkarılır. Şayet arazi başka vasıtalar kullanarak (dolap ve hayvanlar) külfetli sulanmış ise yirmide bir oranında zekâtı çıkarılır.
S. 95  – Ticaret mallarının nisabı ve vacib olan zekât miktarı nedir?
C. 95 – Şafii mezhebine göre Hangi cinsten olursa olsun ticaret malları sene sonunda alış fiyatı üzerinden değerlendirilir.
           Malların toplam miktarı, altın veya gümüşten birinin nisabına ulaşırsa, bedelinden kırkta bir nisbetinde zekât çıkarılır. Hanefi mezhebi taklid edilerek ticaret eşyasından da çıkarılabilir. Ticaret malları değerlendirilirken altın ve gümüşten hangisi fakirlerin menfaatine uygun ise onun nisabı esas alınır. Çeşitli şirket ve kuruluşlar tarafından çıkarılıp menkul kıymetler borsasında alınıp satılmakta olan hisse senetleri de ticari bir mal gibi olduğundan bunların da değerleri üzerinden kırkta bir oranında zekât verilmesi gerekir.
S. 96 –  Define, altın ve gümüş madenlerinden zekât nasıl çıkarılır?
C. 96 – Şafii mezhebine göre cahiliyeden kalma nisab miktarını bulan bir defineyi gören kişi mücerret bulması ile beşte birini zekât olarak vermasi vaciptir. Altın ve gümüş madenlerinden ise, bulur bulmaz hemen kırktan birini zekât olarak çıkarmalıdır.
S. 97 – Şafii’ye göre fitre nedir ve vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 97 – Şafii’ye göre fitre, Ramazan ayında ve bayram namazından önce fakirlere verilen bir sadakadır. Vacib olmasının şartları ise üçtür:
   1) Şahsın müslüman olması.
   2) Ramazan ayının son gününde güneşin batmış olması.
  3) Şahsın hem kendisine, hemde bakmakla yükümlü olduğu kimselere Bayram günü ve gecesinde yetecek kadar yiyeceğinin bulunması.
S. 98 – Bir mükellef, kimlerin fitrelerini vermek zorundadır?
C. 98 – Şafii’ye göre bir mükellef, kendi nefsinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin fitrelerini vermek mecburiyetindedir. Bu kişilerin müslüman olmaları şarttır. Bakmakla yükümlü olduğu kişiler şunlardır:
     1) Karısı ve kız çocukları.
     2) Balığ olmayan erkek çocukları ( büyük olan erkek çocuk geçimini temin edemiyorsa onun da nafakası vaciptir).
     3) Baba ve annesi ( herhangi bir mala sahip değilllerse ) 
     4) Kölesi.
S. 99 – Şafii’ye göre çıkarılması gereken fitre mikterı ne kadardır?
C. 99 – Şafii mezhebine göre her bir şahs için verilmasi gereken bir fitre miktarı, memleketinde genellikle gıda maddesi olarak tüketilen tahıl cinsinden bir sa’dır. Bugünkü ölçülerle yaklaşık olarak iki kilo ikiyüz kırk gram ( 2kg. 240 gr. ) şeklinde hesaplanmıştır. Fitre yalnız gıda maddelerinin cinsinden verilir. Para olarak bedeli verilmez. Ancak hanefi mezhebi taklid edilerek gıdanın bedelini para olarak verilebilir. Ayrıca para olarak vermek fakirler için daha yararlıdır.   
S. 100 – Şafii mezhebine göre zekât kimlere verilir?
C. 100 – Zekât Kur’an’ı Kerim’in zikrettiği sekiz sınıfa verilir:
          1) Fakir; yemek, elbise ve mesken bakımından yeterli malı olmayan kimse.
         2) Miskin; ihtiyaçlarını nisbeten karşılayabilen ancak elinde bulunanlar ihtiyacına kâfi gelmen kimsedir.
         3) Zekâtı toplamakla görevli memurlar.
         4) Yeni müslüman olmuş kimseler.
         5) Köleler ( azad olmak için efendisi ile anlaşma yapmış köleler ).
         6) Borçlular; borçlarını ödeyemeyen kimseler ( helal borç ).
         7) Allah yolunda savaşan mücahitler.
        8 ) Yolda kalmış yolcular
S. 101 – Şafii mezhebine göre zekât kimlere verilmez?
C. 101 – Kendilerine zekât verilmesi caiz olmayan kişiler şunlardır:
    1) Zengin olanlar. (malıyla veya çalışmasıyla)   2) Köle olanlar.
    3) Resulullah’ın Ehl-i Beyti olan Haşim oğulları ve Muttalib oğulları.
    4) Nafakası, zekât verenin üzerine vacib olan kişilere, fakir ve miskin adıyla zekât verilmez.  
   5) Kâfir olan kimseler. 
      Not: Anne ile babanın durumları müsait olursa onlara da zekât verilmez. Maddi durumları müsait olmazsa nafakaları zengin evladına aittir. Dolayısıyla hiçbir surette onlara zekât verilmez.
S. 102 – Şafii mezhebine göre bir kimse zekâtını, başka bir yere nakil edip oranın fakirlerine verebilir mi?
C. 102 – Zekâtın bir beldeden başka bir beldeye, muhtaç akrabaları için de olsa nakledilmesi caiz değildir. Nakledildiği takdirde zekât ödenmiş sayılmaz. Mal nerde ise zekât oranın fakirlerine verilmelidir. Orada fakir bulunmazsa en yakın yere nakledilebilir. Yalnız Şafi’i olan kimse Hanefi mezhebini taklid ederek naklederse günahkâr olmaz. (El-Envar. C.1, s. 154.)
ORUÇ ( SAVM )
S. 103 – Şafii’ye göre Oruç nedir ve ne zaman farz kılınmıştır?
C. 103 – Şafii mezhebine göre Oruç; Niyet ederek imsak vaktinden akşam güneş batıncaya kadar, yeme,  içme ve cinsi ilişkide bulunmak gibi orucu bozan tüm yasaklardan Allah rızası için sakınmaktır.
         Ramazan orucu, hicretin ikinci senesinin şaban ayında farz kılınmıştır. Ramazan ayı bazı yıllarda 29 bazı yıllarda 30 gün olur. Ramazan ayı 29 gün olduğu zaman oruç yine tamdır.
S. 104 – Şafii’ye göre Orucun vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 104 – Şafii mezhebine göre Orucun vacib olmasının şartları dörttür:
    1) Müslüman olmak.
    2) Baliğ olmak (ergenlik çağına gelmiş olmak).
    3) Akıllı olmak. Aklı olamayan deli olanlara oruç farz değildir.
    4) Oruç tutmaya gücünün yetmesi.
 S. 105 – Şafii mezhebine göre orucun farzları kaçtır?
C. 105 – Şafii mezhebine göre orucun farzları ikidir:
       1) Geceleyin niyet getirmek ( akşam Güneş’in batmasından itibaren ertesi gün imsak vaktine kadar oruca niyet etmek gerekir. İmsaktan sonra ise niyet sahih değildir. Niyetin kalp ile getirilmesi yeterlidir. Hatta oruç tutmak maksadıyla sahura kalkan bir kişi oruca niyet etmiş kabul edilir).                       
       2) Orucu bozan şeylerden sakınmak.
S. 106 – Şafii’ye göre oruçta sünnet olan ( müstehap ) şeyler kaçtır?
C. 106 – Şafii mezhebine göre oruçta üç şey sünnet ( müstehap ) tir:
       1) İftar zamanı gelince hemen orucu açmak.
       2) Sahur yemeğini geciktirmek ( imsak’ı geçmemek şartıyla ).
       3) Lüzumsuz, çirkin ve yakışmayan konuşmalardan sakınmak.
S. 107 – Şafii’ye göre hangi günlerde oruç tutmak sünnettir?
C. 107 – Şafii’ye göre oruç tutulması sünnet olan günler şunlardır:
   1) Pazartesi ve perşembe günleri.
   2) Arafe günü.
   3) Tasua ve Aşüra ( Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu ) günleri.
   4) Şevval ayından altı gün ve Şa’ban ayının çoğu.
   5) Eyyam’ül-Bid ( her ayın onüç, ondört ve onbeş ) günleri.
              Not: Her iki bayram günü ve Eyyam’üt-Teşrik ( Kurban bayramından sonra üç teşrik ) günlerinde oruç tutmak haramdır. Şa’ban ayının otuzuncu ( şekk ) günü ise oruç tutmak mekruhtur.
S. 108 – Şafii mezhebine göre orucu bozan şeyler kaçtır?
C. 108 – Şafii mezhebine göre orucu bozan şeyler dokuzdur:
     1) Bir şeyin insan vücuduna girmesi.
     2) Ön ve arkadan her hangi bir şeyin girmesi.
     3) Kasden ( bilerek ) kusmak.
     4) Oruçlu olduğunu bilerek cinsel ilişkide bulunmak.
     5) İstimna ( kişinin hanımını öpmesi veya dokunması suretiyle veya el vasıtasıyla menisinin akmasıdır ).
     6) Kadınların hayz ( adet ) görmesi.
     7) Kadınlarda nifas ( loğusalık ) halinin olması.
     8 ) Deli olmak. 
     9) Mürted olmak ( dinden çıkmak ). 
S. 109 – Şafii’ye göre Ramazan orucunu kimler tutmayabilir?
C. 109 – Şafii’ye göre Ramazan orucunu aşağıdakiler tutmayabilir:
 1) Hasta olanlar ( inançlı bir dotor tarafından oruç tutmaması tavsiye edilen hastalar).
 2) Orucu tutamayacak durumdaki yaşlılar.
 3) Namazını kasredebilecek durumdaki müsafir ( yolcu ) olan kimseler.
 4) Hamile ve emzikli kadınlar da, kendileri veya çocukları zarar göreceklerinden korkuyorlarsa orucu tutmayabilirler.
 S. 110 – Ramazan orucunu mazeret nedeniyle tutamayan kimselerin hükmü nedir?
C. 110 – Şafii’ye göre Hasta ve müsafir olanlar; tutmadıkları günleri sadece kaza ederler. Hamile ve emzikli kadın; Orucun kendilerine zarar verceğinden korktukları için tutmadıkları günleri sadece kaza ederler. Ancak çocuklarına zarar vereceğinden korktukları için tutmadıkları günler kaza etmekle birlikte fidye de vermeleri vecip olur. Yaşlı kimse ise tutamadığı her gün için bir fakire fidye verir.
S. 111 – Cinsi münasebet’te bulunmakla orucunu bozan kişnin hükmü nedir?
C. 111 –Şafii’ye göre; Her kim Ramazan ayında oruçlu olduğunu bilerek cinsi ilişkide bulunursa, üzerine hem kaza etmek hem kefaret vermek vacip olur. Kefaret ise; Mümkünse mü’min bir köleyi azad edecek. Köle azad etmeye gücü yetmezse peşpeşe iki ay oruç tutacak. Eğer buna da gücü yetmezse “60” fakiri doyuracaktır. Her bir fakir bir müdd’dür. ( bir avuç buğday)
S. 112 – Şafii mezhebine göre Serum ve iğne orucu bozar mı?
C. 112 – Şafii mezhebine göre Fıtri bir menfez olmayan bir yol ile deri, damar veya vücudun herhangi bir yerine ister tedavi, ister korunmak veya aşı maksadıyla olsun bir şey sokulur veya zerk edilirse orucu bozmaz. Nevevi, “Bir kimse baldırına bir bıçak sokar veya içine ilaç zerk ederse orucu bozulmaz.” diyor. Ancak hasta olan kimse imkânı varsa gündüz değil gece vektinde iğnesini veya serumunu yaptırmaya gayret sarf etsin, fazla rahatsız olur veya gece vaktinde yaptıracak kimsesi olmazsa, o zaman gündüz yaptırsın.
S. 113– Şafii mezhebine göre Sıcak bir bölgede veya harareti yüksek bir maden ocağında çalışan işiçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkânsızdır. Bunlar için herhangi bir ruhsat var mıdır?  
C. 113 – Şafii mezhebine göre Sıcak bir bölgede veya harareti yüksek bir maden ocağında veya bir fabrikada çalışan kimse işini Ramazandan sonraya bırakması mümkün ise “yani geçim hususunda sıkıntı çekmeyecek ve malı telef olmayacaksa” bir aylık işine son vermek mecburiyetindedir. Yoksa çalışmadığı takdirde kendisi veya çocukları sefalete maruz kalacak veya ekin gibi malı telef olacaksa her gece oruç tutmak için niyet getirir çalışamayacak hale gelirse orucunu bozar. Ancak çalıştığı iş kendisine ait olmaz, muhtaç olmayacak kadar mali durumu iyi ise oruç tutması mümkün olmadığı takdirde çalışıp orucunu bozması caiz değildir. Mısır’ın bazı uleması fabrikalarda çalışan işçiler memuriyet altında kaldıkları takdirde misafir (yolcu) gibi oruçlarını başka bir zaman’da kaza eder diyorlar.
S. 114 – Üzerine Ramazan orucu olduğu halde ölen bir kimsenin hükmü nedir?
C. 114 – Şafii mezhebine göre Hayatında – özrü olmadığı halde –kaçırdığı Ramazan orucunu kaza etmeden ölen kimsenin yerine velisi, her bir günü için bir fakiri doyuracak kadar yemek verir.
       Ancak ölen kişinin velisi yerinde oruç tutsa daha iyidirr. Veya meyyitin tavsiye ettiği kişi de tutabilir.
S. 115 – Şafii’ye göre İtikaf’n hükmü nedir ve şartları kaçtır?
C. 115 – Şafii mezhebine göre İtikâf; beklemek, herhangi bir şeye karşı nefsi frenlemektir. Şer’i manası ise, Yüce Allaha yakınlık sağlamak ve sevap kazanmak niyetiyle camide durmaktır. İtikâf sünnettir.
 Ramazan ayında itikâfa durmak ise daha efdaldır. İtikâfın şartları üçtür:
      1) Müslüman olmak,
      2) Akıllı olmak,
      3) Büyük hadest’ten temiz olmak (yani cenabetli olmamak).
S. 116 – Şafii mezhebine göre İtikâfın farzları kaçtır?
C. 116 – Şafii mezhebine göre İtikâfın farzları ikidir:
    1) Niyet etmek. (itikâfta bulunan kişi, belli bir zaman için camide ibadet etmeye niyet etmelidir.)
    2) Mescid’de (Camide) durmak. (kişi yerine getireceği zaruri ihtiyaçları dışında nezrettiği itikâftan çıkmamalıdır. Ancak camide duramayacağı bir özür, hayız veya bir hastalık sebebiyle mescidden çıkabilir. İtikâf, cinsi ilişkide bulunmakla bozulur. Keza özürsüz camiden çıkmala da bozulur.
     SORU: Bir ülkede ramazan hilal’i (Ay’ı) görülürse bütün İslam âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?
     CEVAP: Hanefi, Maliki ve Hanbelî mezhebine göre dünyanın herehangi bir ülkesinde rü’yet-i hilal sabit olursa, bütün müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak vacib olur. Şafii mezhebine göre ise bir ülkede Hilal (ay) rü’yeti sabit olursa her yandan “144” kilometreden az olan yerlere hükmü caridir. Fakat 144 kilometre yani Şafi’ilere göre seferi namaz kılınabilecek kadar veya daha fazla uzak olan yerlerde ise, ne oruç tutmak ne de bayram yapmak hususunda o ülkeye tabi olunmaz.      
     Mesela: Libya’da veya Tunus’ta hilal görülürse Türkiye’deki müslümanlar onlara tabi olamazlar. Ancak bir ülkede ru’yet-i hilal sabit olduğundan oranın hâkimi oruç tutmak veya bayram yapmak için hüküm verirse hâkimiyeti altında bulunan herkes “Şafi’iler dâhil” hâkimin hükmüne uymaya mecburdur. Fakat hâkimiyeti altında olmayan Şafi’iler arada 144 km. veya daha fazla olursa hükmünü uygulayamazlar. Mesela: Su’udi Arabistan’da rü’yet-i hilal sabit olursa ihtilaf-ı metali olduğu ve burada Şafi’iler oranın hükmü altında yaşamadıklarına göre oruç ve bayram hususunda oraya tabi olamazlar. Şu mühim hususu belirtmek isterim. İctihadi mes’eleler için müslümanların birbirine girip münakaşa yapmaları doğru değildir. Bir mezhep’de bir husus caiz olmazsa diğer mezhep’de caiz olabilir. Her dört mezheb hak olduğuna göre ta’assup göstermek yanlıştır. Mesela Hanefi mezhebine uygun düşmeyen bir husus, Şafii mezhebine uygun düşebilir. Binaen’aleyh rüyet-i hilal ve bayram meseleleri için birbirimize düşüp tekfir etmenin ma’nası yoktur.

H A C   VE   U M R E

S. 117 – Hac nedir, ne zaman farz kılınmıştır?
C. 117 – Şafii mezhebine göre Hac belirli zamanda Ka’beyi ve etrafındaki bir kısım kutsal yerleri usülüne uygun olarak ziyaret etmek ve buralarda yapılması gereken diğer menasiki yerine getirmektir.
           Hac, hicretin dokuzuncu yılında farz olmuştur. Hac hem mal, hem de beden ile yapılan bir ibadettir. Belirli şartları taşıyan müslümanların ömründe bir defa hacca gitmesi farz-ı ayndır.
S. 118 – Haccın vacib olmasının şartları kaçtır?
C. 118 – Şafii’ye göre Haccın vacib olmasının şartları yedidir:
   1) Müslüman olmak.. (Müslüman olmayan kimseye hac farz değildir).
   2) Akıllı olmak ( deli olmamak ).
  3) Erginlik çağına ulaşmış olmak. (Henüz balığ olmamış çocuklara hac farz değildir).
  4) Hür olmak. ( köle, cariye, tutuklu, hükümlü ve esir bulunan kimselere hac farz değildir).
  5) Azığı olmak (hacca gidip dönünceye kadar, binek,  yiyecek ve giyeceğinin var olması).
  6) Yol emniyetinin olması ( Düşman, korku gibi herhangi bir engelin bulumaması).
  7) Gidiş imkânına sahip olması.
S. 119 – Haccın rükünleri ( farzları ) kaçtır?
C. 119 – Şafii mezhebine göre Haccın rükünleri ( farzları ) beştir:
     1) Niyetle birlikte ihrama girmek (Hac veya Umreye veya ikisine birden
 niyet etmektir).
     2) Arafat vakfesini zamanında yapmak (vakfe zamanı; Arefe günü zeval vaktinden ertesi gün fecr-i sadık’a kadar olan süredir. Bu vaktin dşında yapılan vakfe sahih değildir.)
     3) Ka’beyi tavaf etmek (Hacer-i esved hizasından başlayarak, sol omuz Ka’bede olmak şartıyla usülüne göre Kabe etrafını yedi defa dolaşmaktır).
     4) Safa’dan başlamak şartıyla, Safa ile Merve arasında sa’y yapmak. (Safadan Merveye “4” gidiş, Merveden Safaya “3” dönüş olmak üzere “7” defa gidip gelmektir.)
     5) Halk veya taksir  (Saçı dipten traş etmek veya bir kısmını almak).
     6) Tertip (Yukarıda sayılan rükünlerin çoğunu sıra ile yapmak).
       NOT: Arafat vakfesi hariç diğer rükünler aynı zamanda umrenin de rükünleridir.
S. 120 – Eda yönünden Haccın çeşitleri kaçtır?
C. 120 – Şafii mezhebine göre eda yönünde Haccın çeşitleri üçtür:
     1) İfrad Haccı; Haccı ve umreyi ayrı ayrı ihramlarla yapmaktır. Önce hac için Mikatta ihrama girer ve hac ile ilgili menasikleri yerine getirdikten sonra, Umre için Hıll bölgesinde yeniden ihrama girerek umresini de yapar. Haccın en faziletli şekli budur.
     2) Temettu’ Haccı; Hac ayları içinde önce umre yapıp sonra, aynı yıl haccı da yapmaktır.
     3) Kıran Haccı; Aynı yılın hac aylarında umre ve haccı bir ihramda birleştirerek yapmaktır.
S. 121 – Şafii mezhebine göre İhrama ne zaman girilir?
C. 121 – Şafii mezhebine göre Hac için ihram zamanı; Şevval, Zilka’de ve Zilhicce ayının ilk on günüdür Bu günlerin dışında hac niyetiyle ihrama girmek caiz değildir. Umre için ise yılın her vaktinde ihrama girilebilir. Hac ibadetini ifa edenlerin bayram günlerinden sonra umre ihramına girmeleri gerekir.
S. 122 – Şafii mezhebine göre İhrama girme yerleri nelerdir?
C. 122 – Şafii mezhebine göre Mekke’de ikamet edenler için ihrama girme yeri Mekke’dir. Afakîler yani mikat sınırları dışından gelenlerin, gerek hac, gerek umre için geldikleri yöne göre ihrama girme yerleri şunlardır:
  1) ZÜLHULEYFE; Medine yönünden Mekkeye gelenlerin mikatıdır. Buraya “Abar-i Ali” denir.
  2) CUHFE; Şam, Mısır ve Mağrib yönünden gelenlerin mikatıdır.                                         
  3) ZAT-I IRK; Irak yönünden gelenlerin mikatıdır.
  4) KARN; Hicaz ve Yemen necdi bölgesi yönünden gelenlerin mikatıdır.
  5) YELEMLEM; Yemen tarafından gelenlerin mikatıdır.
  NOT: Mikat’tan önce ihrama girmek caiz ise de, faziletli olan mikat’ta ihrama girmektir.
S. 123 – Şafii mezhebine göre Haccın vacibleri kaçtır?
C. 123 – Şafii mezhebine göre Haccın vacibleri beştir:
   1) Mikat’ı geçmeden ihrama girmek,
   2) Şeytanı taşlamak üzere üç cemre’ye (küçük, orta, büyük) taş atmak.
   3) Gece müzdelifede bulunmak (Arafat vakfesinden sonra bayramın birinci gecesi yarısından sonra başlar. Gece yarısından sonra, bir lahza kadar vakfe yapmak veya oradan geçmek kâfidir).
   4) Minada gecelemek (Bayramın üç teşrik gecelerinin gece yarısından biraz fazlasını geçirmek)
   5) Mekkeden ayrılmakta olan kişi için veda tavafında bulunmak.
     
S. 124 – Şafii mezhebine göre Haccın sünnetleri kaçtır?
C. 124 – Şafii mezhebine göre Haccın sünnetleri
     1) İfrad veya kıran haccı yapacak olan afakîler için Kudüm tavafını yapmak.
     2) Haccül ifrad, yani Haccı Umreden önce yapmak.
     3) Telbiyede bulunmak o da şudur:
“Lebbeyke Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La Şerike Leke
 Lebbeyk, İnnel Hamde Ven’Nimete Leke Vel Mülke La Şerike Lek.”
     4) Arafe gecesi Minada geçirmek
     5) Meş’arül-Haramda zikir ve dua etmek üzere vakfe yapmak
     6) Tavaf namazı (her tavaftan sonra Makam-ı İbarahim’in arkasında iki rekât namaz kılmak).
S. 125 – Umre nedir?
C. 125 – Şafii mezhebine göre Umre, Mekke ve civarındaki mukaddes yerlere mahsus olan şiarı yerine getirmek üzere Beytullahı ziyaret etmektir. Umre, mükellef için ömründe bir defa yapmak farzdır.
S. 126 – Tavafın sahih olmasının şartları kaçtır?
C. 126 – Şafii’ye göre Tavafin sahih olmasının şartları dokuzdur:
     1) Avret sayılan yerlerin örtülmesi.
     2) Hades ve necasetten temiz olmak (Abdestli olup, cenabetli olmamak).
     3) Tavafa Hacer-i esved veya hizasından başlamak.
     4) Tavaf esnasında Ka’beyi soluna almak.
     5) Tavafın yedi şavtını tamamlamak. Yedi şavttan bir adım dahi eksik kalırsa
 tavaf sahih olmaz. 
     6) Mescidin dâhilinde tavaf yapmak.
     7) Tavafı, bütün azalarıyla Kabenin dışında dolaşarak yapmak.
 Hicr-i İsmail Kabeden sayıldığı için tavafın mutlaka hicrin dışında yapılması gerekir.
    8 ) Sadece tavaf maksadıyla tavaf yapmak. Bir arkadaşını görmek için dolaşmak tavaf sayılmaz.
     9) Tavafa niyet etmek. Ziyaret ve kudum tavafı için niyet şart değildir. Sadece Veda tavafı ve müstekil tavaflar için niyet şarttır.
S. 127 – Şafii mezhebine göre Tavafın sünnetleri kaçtır?
C. 127 – Şafii mezhebine göre Tavafın sünnetleri altıdır:
     1) Tavafa başlarken ve her şavtta Hacer’ül-Esvedi öpmek veya istilam etmek (selamlamak).
     2) Mümkün ise rük-nü Yemaniye geldiğinde öpmeden istilam etmek.
     3) Remel yapmak (sonunda sa’y yapılacak tavafların ilk üç şavtında kısa adımlarla sür’atlı yürümek). Erkekler için sünnettir. Kadınlar Remel yapmazlar.
     4) Iztıba yapmak (Erkeklerin remel yapılan tavafların yedi şavtında da
sağ omuzu açmaları).
     5) Muvalat; Tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
     6) Tavafların her şavtında me’sur olan duaları okumak.
S. 128 – İhram nedir ve ihramdaki bir kimseye haram olan şeyler kaçtır?
C. 128 – Şafii mezhebine göre İhram; Hac vaya umreye yahut her ikisine niyet ederek, helal olan bazı fiil ve davranışları, belirli bir süre için kişinin kendisine haram kılması demektir. İhram niyetle olur. Hac veya umre için ihrama girmiş bir kişi için haram olan şeyler ondur:
     1) Dikilmiş elbise giymek (Giyim konusunda yasak olan dikiş değil, halk arasında normal olarak giyim eşyası sayılan elbiselerdir. İhram, kemer, çanta ve terliklerin dikişli olmasında hiçbir beis yoktur).
     2) Erkeklerin başını, kadınların da yüzlerini ve ellerini örtmesi.
     3) Saç ve sakalı yağlamak.
     4) Saçından veya vücudunun herhangi bir yerinden kıl koparmak veya traş olak.
     5) Tırnakları kesmek.
     6) Vücuda veya ihrama koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.
     7) Av avlamak ve av hayvanlarına zarar vermek.
    8 ) Nikâh akdetmek; İhranlı bir kişi ne nikâhlanabilir, ne de başkalarına vekil olabilir. 
     9) Cinsi münasebette bulunmak.
   10) Kadına şehvetle dokunmak ve öpmek.
S. 129 – Bir şahıs, ihramda yapılması haram olan bir şeyi yaparsa ne gerekir?
C. 129 – Şafii mezhebine göre İhramda olan bir şahıs; evlenme, cinsi münasebet ve av öldürme dışında ihramda yapılması haram olan şeylerden birini yaptığında fidye vermesi gerekir. (Fidye, bir koyun veya üç gün oruç tutmak, ya da birer avuç miktarı kadar, altı fakire yedirmekten ibarettir.)
S. 130– İhram yasaklarından birini onutarak yapan kişiye ne gerekir?
C. 130 –Şafii mezhebine göre Unutarak saçını traş eden veya tırnağını kesen kişiye fidye vermesi gerekir. Ancak unutarak dikişli elbise giyen, koku süren veya başını örten kişiye hiçbir şey gerekmez.
S. 131 – İhramdaki şahıs nikâh akdında bulunursa ne lazım gelir?
C. 131 – Şafii mezhebine göre İhramdaki şahıs nikâh akdında bulunursa bir şey gerekmez. Çünkü yapılan nikâh akdi geçersizdir.
S. 132 – İhram halinde cinsi münasebtte bulunmanın hükmü nedir?
C. 132 –Şafii mezhebine göre İhram halinde cinsi münasebette bulunan kişinin Haccı fasid olur (bozulur). Bununla birlikte kaldığı yerden tamamlamalı sonra bir deve kesmelidir. Deve bulamazsa bir sığır, sığır da bulamazsa yedi koyun, koyun da bulamazsa bir deve değerinde yiyecek maddesini satın alır ve fakirlere dağıtır. Bu imkânı da bulamazsa satın alınacak gıda maddesinin her bir avucu karşılığında bir gün oruç tutar. Sonra bozulan Haccını gelecek senede kaza eder.
S. 133 – Harem avını öldüren kimsenin hükmü nedir?
C. 133 – Şafii mezhebine göre Haremin hayvanlarının öldürülmesi ve ağaçlarının kesilmesi caiz değildir. İster ihramlı olsun veya ihramlı olmasın bunda fark yoktur. Harem avını öldüren kişiye, öldürülen hayvanın benzerinden bir hayvanın kesilmesi veya değeriyle fakirlere yedirilmesi ya da yedirilecek yiyecek maddesinin avuç sayısınca oruç tutulması gerekir. Harem ağaçlarından bir ağacı kesenin cezası ise, ağaç büyükse bir sığır, küçükse bir koyun vermesi gerekir.
S. 134 – Hac rükünlerinden birisini terk edenin hükmü nedir?
C. 134 – Şafii mezhebine göre Arafat vakfesi dışında Hac veya Umre rükünlerinden birisini terk edene, sözkonusu rüknü yerine getirinceye dek ihramda kalması gerekir. Arefede vakfeye zamanında yetişemeyen kişi ise Umre menasikini tamamlayarak bu seneki Haccı kaçırmış olduğundan seneye Haccını kaza etmesi ve kurban vermesi gerkir. Kurban bulamayan kişi üç günü Hac’da, yedi günü de evine döndükten sonra toplam on gün oruç tutar.
S. 135 – Hac vaciblerinden birisini terk edenin hükmü nedir?
C. 135 – Şafii mezhebine göre Hacda bir vacibi terkeden kişi, bir koyun keser. Bulamazsa üç gün Hacda yedi gün memleketinde olmak üzere on gün oruç tutması gerekir.
S. 136– Muhsar ne demektir ve hükmü nedir?
C. 136 – Şafii’ye göre Hac veya umre için ihrama girip menasikin tümünden veya tamamlamasından men edilen ve tamamlaması için hiçbir imkânı bulunmayan kişiye muhsar denir. Bu duruma düşen kişi, bulunduğu yerde bir koyun kesip, saçını traş eder ve ihramdan çıkar.
S. 137 – Hacda ceza ve kefaretin eda edileceği yer neresidir?
C. 137 – Şafii mezhebine göre Hacda verilmesi gereken kurban ile fakirlere yemek dağıtma, muhakkak Harem sınırları içinde yerine getirilmelidir. Ancak muhsar kişi, ihsar edildiği ( men’edildiği ) yerde yerine getirir. Oruç ise Hacda tutulması gereken üç günün dışında keffaret için tutulan diğer oruçlar için belli bir yer ve zaman yoktur.
S. 138 – Şafii’ye göre Ceza ve kefaretin verileceği kişiler kimlerdir?
C. 138 – Şafii mezhebine göre Ceza kurbanları Harem bölgesinde bulunan fakirlere verilir. Harem bölgesine dışarıdan gelen misafir fakirlere de aynı şekilde verilebilir. Bedel olarak ödenen gıda maddesinin hükmü de aynıdır. Kişi üzerine vacib olan kurbanların etinden yiyemez ve zengin olan kişilere de veremez.
S. 139 – Haceru’l-Esved’in değeri ve onu öpmenin hükmü nedir?
C. 139 – Şafii mezhebine göre İbrahim (a.s) Kâbe’yi inşa ederken Ebu-Kubeys dağında Haceru’l-Esved’i gördü, çok hoşuna gittiği için onu alıp Kâbe’nin duvarına yerleştirdi. Bu sebeple İbrahim (a.s.)’dan kalan en büyük yadigarlardan biri oldu. Bunun için islamiyet de ona büyük bir kudsiyet verdi. Peygamberimiz (s.a.v) onu öptüğü için biz de onu öpüyoruz. Yoksa onun hiçbir tesiri yoktur. Tavaf ederken bir şevtin başında izdiham olmadığı zaman onu öpmek sünnettir. Fakat izdiham olursa eziyete sebep olduğundan onu öpmek haramdır. Peygamberimiz (s.a.v) Ömer’e (r.a) hitaben: “Hacerul-Esvedi öpmek için kalabalığa girme. Çünkü sen kuvvetlisin, zayıfa eziyet verebilirsin” buyurur.
S. 140 – Şafii mezhebine göre Haccül-Ekber ne demektir?
C. 140 – Şafii mezhebine göre Haccül-Ekber hakkında çeşitli görüşler vardır. Bir görüşe göre Haac-i Ekber, Haccülkırandır. Yani ihrama girerken hem hac, hem umre niyetini getirip her iki menasiki birlikte yapmaktır. Diğer bir görüşe göre Haccül-Ekber hac mevsiminde eda edilen menasikdir. Haccı asgar da umredir. Üçüncü görüş ise Arefe günü Cuma gününe denk gelirse buna Hacc-ı Ekber denilir.
  Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “ Arefe günü Cuma gününe denk geldiğinde en şerefli gündür. Yetmiş hacdan daha efdaldir.”
                              ( Günümüz meselelerine fetvalar, c. 1, s.280 )
U D H İ Y E   ( K U R B A N )
S. 141 – Udhiye (kurban) nedir?
C. 141 –Şafii mezhebine göre Allah rızası için Kurban Bayramı günlerinde deve, sığır ve koyun cinsinden kesilen hayvana kurban denir. Kendi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Bayram günlerine ait nafakalarından fazla olarak kurban parasına sahip olan her mükellef müslüman için kurban kesmek sünnettir. Bir evde bulunan şahıslardan bir kişinin kesmesi ile diğerlerinden de sakıt olur.
        Nezir (adak) olmayan kurbandan sahibi yiyebilir. Nezredilmiş bir kurban ise sahibi yiyemez.
 
S. 142 – Kurbanın sahih olmasının şartları nelerdir?
C. 142 – Şafii’ye göre bir hayvanın kurban olarak sahih olabilmesi için, körlük ve topallık gibi kusur ve hastalıklardan salim olması gerekir. Boynuzu kesilmiş ve iğdiş (hadım) edilmiş hayvan kurban edilebilir. Kuyruğu ve kulağı kesilmiş hayvan ise kurban olamaz.
S. 143 – Kurban ne zaman kesilir?
C. 143 – Şafii’ye göre Kurban Bayramı namazının kılınmasından sonra başlayarak bayramın dördüncü günün akşamına kadar kesilebilir.
S. 144 – Kurban kesme esnasında ne gibi şeyler yapmak sünnettir?
C. 144 – Kurban kesme esnasında beş şey yapmak sünnettir:
    1) Besmele çekmek. 
    2) Peygamber (s.a.v)’e salât ve selam getirmek.
    3) Besmeleden sonra üç defa tekbir getirmek.
    4) Hayvanı kıbleye yönlendirmek.
    5) Kabul olunması için dua etmek.
S. 145 – Hangi hayvanlardan kurban olur?
C. 145 – Şafii mezhebine göre Kurban, bir yaşını tamamlamış koyun, iki yaşını tamamlamış keçi ve Sığır, beş yaşını tamamlamış deveden olur. Koyun ve keçi bir kişi, deve ve sığır yedi kişi için kurban olur.
S. 146 – Akika nedir?
C. 146 – Şafii mezhebine göre Akika, yeni doğan çocuğun yedinci gününde kesilen kurbandır. Akika, sünnettir. Erkek çocuk için iki koyun, kız çocuk için bir koyun kesilir. Fakir ve miskinlere verilir.

SAYD  ( AV ) VE KESİMLER

S. 147 – Hayvan nasıl kesilir?
C. 147 – Şafii’ye göre Rahatlıkla kesilebilen hayvan, boğazından ve boyun çukurundan (nefes ve yemek borusundan) kesilir. Kesilmesi mümkün olmayan hayvanın kesimi ise, ok veya benzeri bir aletle, mümkün olan şekillerle akr yapılır. (Akr: Hayvanın ruhunu çıkaracak bir yara açmak demektir.)
S. 148 – Tam bir kesim nasıl olur?
C. 148 – Şafii’ye göre Tam bir kesim, boğaz, yemek borusu ve boğazın iki kenarında bulunan şah damarlarının kesilmesiyle olur. (Hayvanı keserken “Bismillah” deyip, salâvat-ı şerife getirmek, kesilen hayvan davar olursa, sol yanı üzerine Kıbleye doğru yatırmak ve sağ ayağını serbest bırakmak ve bıçağın gözü önünde bilenmemesi sünnettir.)
S. 149 – Kesimde kâfi (yeterli) olan miktar nedir?
C. 149 – Şafii mezhebine göre Kesimde kâfi olan miktar, nefes ve yemek borusunun kesilmesidir.
S. 150 – Kesilen bir hayvanın boğazındaki boğum (düğüm) başı tarafına değil de beden tarafına giderse onun eti helal olur mu?
C. 150 – Şafii mezhebine göre Kesilen bir hayvanın boğazındaki düğümün ortasından kesilirse ittifakla bunun eti helaldır. Şayet düğüm beden tarafında kalırsa yine Hanefiler, bazı maliki âlimler ve imam Şafii hazretlerine göre, bu hayvanın eti helaldır. (Bir hayvan huysuzlaşır, yakalanması güçleşir veya bir kuyu vb. yerlere girip sağ olarak çıkarıl-ması mümkün değilse, bu hayvanın neresinden kan akıtmak mümkün ise, kanı akıtılıp öldürüldüğü zaman, kesilmiş sayılır ve eti yenir.)
S. 151 – Ne ile avlamak caizdir?
C. 151 – Şafii mezhebine göre Eğitilmiş ve yaralayıcı her yırtıcı hayvanla avlamak caizdir. Köpek, kaplan, doğan ve şahin gibi.
S. 152 – Yaralayıcı hayvan’da eğitilmiş olması için ne gibi şartlar aranır?
C. 152 –Yaralayıcı hayvanın eğitilmiş olmasının şartları dörttür:
     1) Sahibi tarafından salıverildiğinde ava gitmesi.
     2) Sahibi çağırıp durmasını emrettiğinde hemen durması.
     3) Avı öldürdüğünde avdan bir şey yememesi.
     4) Bu durumların birkaç dafa tekrarlanmış olması. (Bu şartlardan birinin eksik olması halinde, yakalanan av helal olmaz. Ancak avcının yetişip canlı olarak kesmesiyle helal olur.) 
S. 153 – Yemin nasıl olur?
C. 153 – Şafii’ye göre Yemin, Allah’ın isim veya sıfatlarından biriyle, bir iş yapmak veya yapmamak hususunda iddiayı kuvvetlendirmek için bir sözü bir şeyi tasdik etmektir. Yemin, Allah’ın zatıyla veya Allahın özel isimlerinden biriyle veyahut Allahın sıfatlarından biriyle ancak sahih olur.
S. 154 – Bir yemin nasıl bozulur?
C. 154 – Şafii mezhebine göre Bir şeyi yapmamaya yemin eden kişi, bu işi başkasına yaptırırsa yeminini bozmuş sayılmaz. İki işi yapmaya yemin eden kişi, yalnız birisini yaparsa yine yemini bozmuş sayılmaz. Lağv yemini (boş yemin) için kefaret lazım gelmez. Yemin niyeti olmaksızın; “Yok vallahi!, He vallahi! Demek gibi”.
S. 155 – Şafii mezhebine göre Yemin keffareti nedir?
C. 155 –Yemin keffareti hususunda kişi şu üç şey arasında serbesttir:
       1) Mumin bir köleyi azad etmek.
       2) On fakiri doyurmak (her fakire bir müd verilmelidir, bir müd yaklaşık olarak 600 gramdır).
       3) On fakiri giyilmesi mutad olan elbiselerle giydirmek. Hiç birini yapamıyorsa üç gün oruç tutar.
S. 156 – Nezir (adak) kaç çeşittir?
C. 156 – Şafii mezhebine göre Nezir iki çeşittir:
         1) Öfke anında yapılan nezir (Adak): bir insanın Allah için olmaksızın bir şeyden uzak kalacağına nezretmesidir. Bunda yemin kefareti lazım gelir.
        2) Nezri birr (mükâfat nezri) yani kişiyi Allah’a yaklaştıran ve karşılığında mükâfat alınan nezirdir. Bir insanın;  “Allah hastama şifa verirse, Allah için şu kadar namaz kılacağıma veya oruç tutacağıma yahut sadaka vereceğime nezr ettim” demesi gibi. Bu şekilde nezr edenin nezrini yerine getirmesi gerekir.
S. 157 – Hangi nezirler (adaklar) geçersizdir?
C. 157 –  Şafiiye göre bir masiyeti ihtiva eden nezirler geçersizdir.  “ Falanca adamı öldürürsem, şu nezrim olsun” demesi gibi. Helal bir şeyi yapmamak için edilen nezirler de geçersizdir. “Et yemeyeceğimi veya süt içmeyeceğimi nezr ettim” demesi gibi.
N İ K A H
S. 158 – Nikâh nedir?
C. 158 – Şafii mezhebine göre Nikâh, inkah ve tezvic lafızları veya tercemaleriyle cinsi münasebeti helal kılan akidtir. Yani, eşlerin meşru’ bir şekilde birbirlerinden istifade etmelerini sağlayan akiddir.
S. 159 – Nikâhın hükmü nedir?
C. 159 – Şafii mezhebine göre Harama girmekten emin olmayan kişi için nikâh (evlenmek) vacibtir. Kendine güvenenler için ise sünnettir.
S. 160 – Nikâhın sahih olmasının şartları nelerdir?
C. 160 – Şafii’ye göre Nikâh akdi, ancak gelinin velisi ile adil, müslü– man, mükellef, hür ve erkek iki şahidin hazır bulunmasıyla sahih olur.
S. 161 – Nikâh için kadının velileri kimlerdir?
C. 161 – Şafii’ye göre Nikâh için kadının velileri sırasıyla şunlardır:
      1) önce baba, 
      2) sonra dede, (babanın babası)   
      3) sonra ana–babadan olan erkek kardeş,
      4) sonra babadan olan erkek kardeş,  
      5) sonra ana-babadan olan erkek kardeşin oğlu,
      6) sonra babadan olan erkek kardeşin oğlu,  
      7) sonra amca,
     8 ) sonra amcaoğlu ve bu tertib üzerine devam edilir. Kadının asabeleri bulunmazsa, onu azad eden efendisi; sonra efendisinin asabeleri, daha sonra kadi (hâkim) onun nikâh velisi olur.
S. 162 – Şafii’ye göre Nikâhı haram olan kadınlar kimlerdir?
C. 162 – Kadınlardan yedisi neseble, yedisi süt ile dördü sıhri akrabalık ile üçü de bir arada bulundurma yoluyla nikah edilmeleri haramdır.
S. 163 – Neseb yoluyla haram olan kadınlar kimlerdir?
C. 163 – Şafii’ye göre Neseb yoluyla haram olan kadınlar şunlardır.
       1) Anne ve neneler. ( ne kadar yukarı gitse )
       2) Kız ve kız torunlar. ( ne kadar aşağı inse )
       3) Kızkardeş. ( ana baba bir, baba bir, ana bir hiç fark etmez )
       4) Teyze.   5) Hala.   6) Erkek kardeşin kızı.   7) Kız kardeşin kızı.
S. 164 – Şafii’ye göre Süt ile haram olan kadınlar kimlerdir?
C. 164 – Şafii’ye göre Neseb ile haram olan kadınlar. Süt ile de haram olurlar. Yani nesble haram olanlar hususunda belirtilen kadınların aynısı süt ile de haram olurlar.
S. 165 – Sıhrî akrabalıkla haram olan kadınlar kimlerdir?
C. 165 – Şafii’ye göre Sıhrî akrabalıkla haram olan kadınlar şunlardır:
       1) Kayın valide. (Hanımının annesi)
       2) Hanımının başka erkekten olan kızı, üvey kızı. (kızın anasıyla cinsi münasebet yapılmışsa)
       3) Babanın hanımı, dedenin hanımı.
       4) Oğlunun hanımı, torunlarının hanımı.
S. 166 – Bir arada bulundurmayla haram olan kadınlar kimlerdir?
C. 166 – Bir arada bulundurma yoluyla haram olan kadınlar şunlardır:
 1) Hanımı ile hanımının kızkardeşini bir arada nikâhı altında bulunduramaz.
 2) Hanımı ile hanımının halasını bir arada nikâhı altında bulunduramaz.
 3) Hanımı ile hanımının teyzesini bir arada nikâhı altında bulunduramaz.
S. 167 – Bir Koca hangi durumda nikâhını feshedebilir. (kadını reddedebilir)?
C. 167 – Şafii mezhebine göre Şu beş kusurdan dolayı bir erkek, kadını reddedip nikâhını feshedebilir:
1)    Kadın’ın deli olması
2)    Kadında cüzzam hastalığının bulunması
3)    Abraslık (Baras) hastalığının bulunması
4)    Retk; kadının tenasül uzvunun et ile kapalı bulunması
5)    Karn; kadının tenasül uzvunun kemik ile kapalı bulunması
S. 168 – bir kadın hangi durumlarda nikâhını feshedebilir. ( boşanabilir ) ?
C. 168 – Aşağıdaki beş kusurdan dolayı karı nikâhını feshedebilir:
         1) Kocan’ın deli olması.
         2) Koca’da cüzzam hastalığının bulunması.
         3) Koca’da abraslık (Baras) hastalığının bulunması.
         4) Koca’nın tenasül uzvunun kesilmiş bulunması.
         5) Anet; Herhangi bir hastalıkla Koca’nın cinsi münasebet gücünü kaybetmesi demektier.  
   
S. 169 – Karı’nın mehri (Sıdak) ne ile vacib olur?
C. 169 – Şafii mezhebine göre Mehir (Sıdak) üç şeyle vacib olur:
     1) Koca’nın mehrin miktarını üzerine alması.     
     2) Hâkimin bu miktarı belirlemesi.
     3) Koca’nın cinsi münasebette bulunması.(Mehirde azlık veya çokluk bakımından belirli bir sınır yoktur. Mehir belirli bir menfaat üzerine de bağlanabilir. Cinsi temastan önceki boşanma ile mehrin yarısı sakıt olur.)
S. 170 – Mehr’i ( Sıdak) belirtmenin hükmü nedir?
C. 170 – Şafii mezhebine göre Nikâh akdi esnasında mehri belirtmek müstehabtır. Belirtilmese de yine nikâh akdi sahihtir. Düğün yemeği olan velime’ye davet etmek müstehabtır. Buna icabet ise vacibtir. Ancak bir özürden dolayı veya düğün yerinde gayri meşru bir durumun mevcut olması nedeniyle gitmeye bilir. Hatta gayri meşru bir durum varsa gitmemelidir.
S. 171 – Talak ( boşama ) nedir?
C. 171 – Şafii’ye göre Talak ve benzeri lafızlarla nikâh akdini bozmaya, kadınla yapılan bağı ortadan kaldırmaya talak ( boşama ) denir.
S. 172 – Talak lafızları kaç çeşittir?
C. 172 – Şafii mezhebine göre Talakı (boşamayı) ifade eden lafızlar, sarih ve kinaye olmak üzere iki çeşittir: 
       1) Sarih talak: Zahiri manası itibariyle ancak talak (boşama) manasını veren lafızlardır. Bu lafızlar, talak, firak ve serah kelimeleri olup kullandıklarında boşama niyeti aranmaz. (Bu üç kelimenin tercemesi de aynı hükmü taşırlar.)
       2) Kinaye talak: Talak (boşama) manasını verdiği gibi başka manaya da gelen lafızlarla olur. “Git,” “Evimden çık” ve “Sen hürsün,” demsi gibi. Kinayi talakta niyet şarttır.
S. 173 – Talak’ı ( boşaması ) geçerli olmayanlar kimlerdir?
C. 173 – Şafii mezhebine göre Talak’ı geçerli (Sahih) olmayanlar; baliğ olmayan çocuk, deli, uykuda olan ve zorlanan kişilerdir. Ayrıca nikâh kıyılmadan önce vaki olan talak da geçerli değildir.
 
S. 174 – Ric’i ve bain talak arasında ne gibi fark vardır?
C. 174 – Şafii mezhebine göre Ric’i talak: erkeğin karısını bir veya iki talak ile boşamasıdır. Bu durumda koca, iddet bitiminden önce yeni bir nikâh akdi yapmadan baki kalan talakla karısını tekrar yanına alabilir. Şayet iddet bitmişse, ancak yeni bir nikâh akdi ile yanına alabilir. Bu durumda kadın kocanın yanında geri kalan talak ile hayatını devam eder.
            Bain talak: Erkeğin üç talak ile karısını boşamasıdır. Bain talakla boşanan karı, ancak beş şartla eski kocası tarafından tekrar nikâhlanabilir:
1)    Birinci kocasından ayrıldıktan sonra iddetini bitirmiş olması.
2)    Sahih bir nikâhla başkası tarafından nikâhlanmış olması.
3)    İkinci koca onunla cinsi münasebette bulunmuş olması.
4)    İkinci koca tarafından da bain talakla boşanmış olması.
5)  İkinci kocadan boşndıktan sonra da iddetinin bitmiş olması.
İ L A’  ( KARISINA YAKLAŞMAMAK YEMİNİ )
S. 175  – İla’ ne demektir ve hükmü nedir?
C. 175 – Şafii’ye göre, Erkeğin süresiz veya dört aydan fazla olmak üzere karısıyla cinsi temasta bulunmayacağına dair yemin etmesine İla’ denir.
       İla’nın hükmü şudur: Kadın davacı olursa, kocaya dört aya kadar mühlet verilir, sonra cinsi temasta bulunarak keffaret vermek ya da kdını boşamaktan birini seçmelidir. Eğer buna yanaşmazsa hâkim, bir talakla kadının boşanmasına karar verir.
S. 176 – Şafii mezhebine göre Zıhar ne demektir ve hükmü nedir?
C. 176 – Zıhar; kocanın, karısını, nikâhı helal olmayan bir kadına benzetmesine denir. Mesela: “ Sen, benim için annemin sırtı gibisin.” demesi gibi. Eğer bir kişi karısına böyle derse ve ondan sonra eşinden ayrılma sözkonusu olmamışsa söylediğinden geri dömüş olur ve kefareti vermekle mükellef olur. Kefaret vermedikçe karısıyla cinsi temasta bulunması helal olmaz.
S. 177 – Zıhar kefareti nedir?
C. 177 – Zıhar kefareti, verimli çalişmasına engel olacak herhangi bir kusuru bulunmayan müslüman bir köleyi azad etmektir. Bunu yapamazsa, aralıksız peşpeşe iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmezse, altmış fakiri doyurur. Her bir fakire birer avuç kefaret verir.
S. 178 –  İddet nedir?
C. 178 – Şafii mezhebine göre İddet, Kadının kocasından ayrılmasından sonra, başkasına varmadan, rahminin kesin olarak boş olduğunun anlaşılması için beklemesi gereken müddettir, süredir.
S. 179 – İddet’e tabi tutulan kadınlar kaç kısımdır?
C. 179 – İddet’e tabi tutulan kadınlar iki kısımdır:
       1) Kocası ölmüş kadın: Hamile ise, çocuğunu doğurmakla iddeti son bulur. Hamile değilse iddeti dört ay on gündür.
      2) Kocası hayatta olup, boşanmış kadın: Hamile ise, çocuğunu doğurmakla iddeti son bulur. Eğer hamile olmayıp, adet görenlerden ise; iddeti üç defa adet görmesi ile biter. Eğer küçük yaşta ise veya büyük olduğu halde adet görmeyenlerden olup hayızdan (adet) kesilmiş ise iddeti kocasından ayrıldıktan itibaren üç aydır. Kendisiyle cinsi temas yapılmadan önce boşanan kadın için iddet yoktur.
S. 180 – Halk arasında; “İki bayram arasında nikâh kıyılmaz” deniliyor. Bunun dini bir dayanağı varmıdır?
C. 180 – Bazı yerlerde, halk arasında bir inanç var. Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı arasında nikâh kıyılmaz, deniliyor. Bu sözün dini bir dayanağı yoktur. Ancak bu, bir yanlış anlama sonucu ortaya çıkmıştır. Bu sebeple iki bayram arasında düğün yapmak ve nikâh kıymakta dini yönden hiçbir sakınca yoktur. Hatta peygamberimiz (s.a.v.)’in hanımı Hz. Aişe’nin nikâhı iki bayram arasında, Şevval ayında kıyılmıştır.
S. 181 – Gebelği önlemek caizmidir?
C. 181 – Gebeliği önlemek demek, çeşili sebeplerle çocuk istemeyen eşlerin tedbir alması demektir.
       Sahabe-i Kiramın bir kısmı ile bazı müctehid ve âlimler, gebeliği önleğici tedbirlere başvurmayı mekruh saymışlarsa da, ashab-ı kiramın, müctehid ve âlimlerin çoğunluğu bunu caiz görmüştür. Ana rahmine intikal eden ceninin düşürülmesi veya aldırılmasına (kürtaj) gelince, bu gebeliği önlemek gibi değildir. Ciddi bir zaruret olmadıkça rahimdeki ceninin ilaçla düşürülmesi veya aldırılması (kürtaj) İslam âlimlerinin çoğuna göre caiz değildir. Dört aylıktan sonra çocuğu aldırmak ise haramdır, günahtır.
NİKÂH ( EVLİLİK ) AKDİ
       İslam dini, evliliği teşvik etmiş ve bunu insan neslinin korunması, sağlıklı bir hayat yaşyabilmesi için de zaruri görmüştür. Evlilik akdı ile erkek ve kadın’a karşılıklı hak ve görevler vermiştir. Söz konusu hakların korunması ve anlaşmazlıkların giderilebilmesi için bu nikâh akdı, her iki tarafın anlaşması, isimleri tescil edilmiş iki şahidin huzurunda olması gerekmektedir. Bu da ancak resmi makamların aracılığıyla olur. Çünkü aralarında çıkan bir anlaşmazlığın giderilmesi, hak ve hukukun korunması, yetkili resmi makamın devreye girmesiyle gerçekleşebilir. Eğer nikâh akdi yetkili makam tarafından yapılmaz, şahitler zapt edilmezse, sonradan doğacak olan anlaşmazlık, boşanma vb. durumlarda mağdur olan taraf ki, genelde kadındır, hiç bir hak iddiasında bulunamaz ve erkekten de hakkını alamaz. Bu ise toplumun temel çekirdeği olan ailevi birçok proplemlerin meydana gelmesine neden olmaktadır.
         Fıkhın genel kuralı şöyledir. ( Mala yetümmül vacibu illa bihi fehüve vacibun ) Yani : “Vacip olan bir şeyin yapılabilmesi, başka bir şeye bağlı ise, onunda yapılması vacip olur. ( yani anlaşmazlık ve mğduriyetler, mademki resmi makamlarca önlenebilir, o zaman nikah akdinin resmiyete geçirilmesi de gerekli olur, yoksa haklar zayi olur, buna da dinimiz asla müsaade etmez.
Nikâh akdine manevi bir kudsiyet kazandırmak için resmi nikâhla birlikte dualarla yapılan imam nikâhı da kıymalıyız. Boşanma da, nikâh akdi gibi resmiyete dökülmelidir. Zira bu hususta Kur’ân-ı Kerim de şöyle buyuruluyor: “Fe İza belağne ecelehünne fe Emsikuhünne bi ma’rufin Evfarikuhünne bi ma’rufin ve Eşhidü zevey adlin minküm.” “Kadınların iddet sureleri bittiğinde, onları ya uygun şekilde nikâhınız altında alıkoyun, ya da uygun bir şekilde onlardan ayrılın, içinizden de iki adil şahit getirin. Şahitliği Allah için yapın.”  (Talak suresi /Ayet: 2 ) 
Her ne kadar, Ebu Hanife ve İmam Şafii’ye göre, bu ayet, emri vücup değil, emri mendup ifade ediyor denilse de, ayetin zahırı öyle değildir. Zira Tabarası diyor ki, bu ayet boşanmanın da şahitlerin huzurunda olması gerektiriyor. Ehli Beytin bütün imamları da bu görüştedirler.
Bu ayetten hareket ederek boşanmanın da şahitler huzurunda olmasının gerekli olduğunu söyleyenlerden birisi de Hz. Ali, İmran İbni Husayn, İmam Muhammed Bakır, İmam Cafer-i Sadık, ikisinin oğulları, Ata İbni Cüreyr ve İbni Sirin gibi âlimler, boşanmanın sahih olması için, mutlaka adil iki şahidin huzurunda olması gerekiyor demektedirler. İmam Suyuti’de “Durul Mensür” adlı kitapta, Ata’dan şöyle naklediliyor: “ Ennikahu biş-Şuhüdi vet-Talaku biş-Şuhüdi vel-Müraceatü biş-Şuhüdi.” Yani:
      “Nikâh akdi şahitlerle olur, boşanma şahitlerle olur, bir veya iki talakla boşanan kadının geri alması yine şahitlerle olur.”  İşte, bu görüşler, Ehli Beyt imamlarına ait olmayıp, Ata, İbni Sirin ve İbni Cureyr’in de mezhepleridir. Boşanmanın iki şahit huzurunda olması sadece menduptur demek, icma’i usul/ yani ümmetin itifakı olmayıp,  mezhep itifakıdır. (Kaynak/Fıkhus-Sünnet /2/ 231-232 )
     Gerek Hz. Ali ve gerekse İbni Huseyn’e biri gelip, eşini boşadığını söylüyor. Bunları şahitlerin huzurunda mı yaptın diyorlar? O hayır diye cevap veriyor. Bunun üzerine ona diyorlar ki, senin eşin boşanmamış, git iki şahidin huzurunda boşa diye emir veriyorlar.
                                    (Kaynak/Fıkhus-Sünneh /2/ Sayfa: 231-232 ) 
         

Şafii İlmihali (İBADET) için 9 cevap

  1. Mehmet der ki:

    Esselamü Aleykum Ramazan Hocam
    Websitenizi gördüm ve çok beğendim, Sizi can-ü gönülden tebrik ediyorum. Başarılarınızın devamını Allah`tan diliyorum.
    Hocam Şafii Mezhebi Namaz tesbihatlarınıda yazarsanız çok memnun olurum.
    Selam ve Saygilarimla

  2. diyar der ki:

    selamun aleykum hocam gönlünüze emeğinize sağlık hocam bilgilerinizle feyz aldık teşekkür ederiz …

  3. muhammed der ki:

    Allah razi olsun

  4. Rahmi TURAN der ki:

    SN HOCAM Bir sorum olacak, örnek ankara dan rize ye yolculuğa çıktım ve seferi ye niyetlen dim akşam ve yatsı namazını cemi takdim olarak niyatle kıldım. aynı gece rize ye varsam yatsı namazını tekrar kılmama gerek varmı. bu soru diğer vakitler içinde geçerli selamlar ve saygılar sunarım.

  5. Rahmi TURAN der ki:

    selamun aleykum sn hocam. Şafii mezhebine göre 1 akik kurbanı kesmem gerekiyor. Bu kurbanı yurt dışına Tl olarak değerini göndersem kestire bilir miyim. slmlr

    • admin der ki:

      Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) Şöyle buyurmuştur:

      « كُلُّ غُلاَمٍ رَهِينٌ- رَهيِنَةٌ- بِعَقيِقَتِهِ، تُذْبَحُ عَنْهُ يَوْمَ سَابِعِهِ وَيُحْلَقُ رَأْسُهُ وَيُسَمَّى »

      ‘‘ Her çocuk akikası ile rehinlenmiştir, yedinci günü onun adına kurban kesilir, saçı tıraş edilir ve isim konur.’’ (Tac. 3/107 )
      Akika: yeni doğan kız, erkek çocuk için, Yüce Allah’a şükür ifadesi olarak kesilen kurbandır. Şafii mezhebine göre sünnettir. Akika kurbanı olarak kesilecek hayvanda, diğer kurbanlarda aranan şartlar aranır. Akika kurbanı, çocuğun doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilir ancak, hadisten de anlaşıldığı gibi, doğumun yedinci günü kesilmesi daha faziletlidir.
      Akika kurbanı kesmek yerine kurban bedeli kadar para vermek, Akika kurbanın yerini tutmaz. Sadece normal bir Sadaka olur.
      Allaha emanet olun!

  6. Rahmi TURAN der ki:

    İlgi ve alakanıza teşekkür eder saygılar sunarım. Allah Emanet olun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>