BATMANDA REKTÖRLÜK SEÇİMİ

BATMANDA REKTÖRLÜK SEÇİMİ

Rektörlük

Sayın Profesör Şemsettin DURSUN
Rektörlük Seçiminde Nacih Olsun
Batman ve Bölgeye Örnek Olsun
Güzel Batman’ımız Hizmete Doysun
Rabbimden Dileğim Muvaffak Olsun!

Geçmişten Bugüne Dürüst Davranan
Alçak Gönüllü, Mütevazi Olan
Halka Hizmeti Hakk’a Hizmet Sayan
Şemsettin Dursun’dur bu Güzel İnsan
Sana Bu Rektör Yakışır Ey Batman!

İsmi Din’in Güneş’i Demek, Dursun
Haydi Batman’ın da Güneş’i Olsun
Bilgi, Birikim, Tecrübe Yanında
Sevgi, Güleryüz, Hoşgörü Hep Onda
Rektör Olmalı Şemsettin Batman’da!

Rektörlük Seçiminde Doğru Karar
Liyakat Dürüstlükle Olsa Yarar
Şemsettin DURSUN Has Yirmidört Ayar
Bilen Bilir, Gayrisi Benden Duyar
Seçilince Batman Olur Bahtiyar !

Bütün Adaylar’a Saygım Sonsuzdur
Cümlesi Pek Değerli ve Saygındır
Sayın Şemsettin DURSUN Bir Başkadır
Ece’yim Sever Sayarım Canımdır
Benim Rektörüm Şemsettin DURSUN’dur!

                                                   Ramazan Ece (11.07.2016)

Danimarka’dan Selam ve Saygılarımı arzederim. Dönüşümde Sayın Hocamızı Aktif Rektörlük Makamında görmeyi Rabbim Nasip etsin İnşaAllah

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

için yorumlar kapalı

RAMAZAN BAYRAMI

Bayram

RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

AZİZ KARDEŞLERİM!
Rahmet, mağfiret ve bereket mevsimi olan bir Ramazan ayını daha geride bırakarak. Orucun derin manevi eğitimini, sahur ve iftarın bereketini, teravihin coşkusunu ve Kur’an tilavetinin kalbimizde huşû uyandırmasının sevincini derinden hissederek gönüllerimizi coşturup maneviyatımızı canlandırdık. Bu vesileyle, Ramazan ayında kazandığımız, Kur’an’la bilgilenme gayretimiz başta olmak üzere bütün güzel hasletlerimizi, bayramda yaşadığımız birlik, beraberlik, dostluk, barış ve kardeşlik havasını bundan sonra da sürdürebilmek, bugünümüzü ve yarınımızı daima bayram yapabilmektir. Bu duygu ve düşüncelerle, bütün bayramların bayram gibi yaşandığı, daha nice bayramlara sevdiklerimizle birlikte kavuşmamız temennisiyle BAYRAMINIZI KUTLAR, Ayrıca bu mübarek Bayramın İslam Aleminde akan kanın durmasına, zulüm altındaki dünya Müslümanlarının kurtuluş ve zaferine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim
RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

 

ŞAFİİ’YE GÖRE BAYRAM NAMZININ HÜKMÜ

Müslümanların her yıl iki büyük dini Bayramı vardır:

1) Ramazan Bayramı: Şevval ayının birinci günüdür.

2) Kurban Bayramı: Zil-Hicce ayının onuncu günüdür.

Her iki Bayram namazı da müekkede bir sünnettir. İki rek’attır. Vakti ise bayram Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra başlar ve öğle vaktine kadar devam eder. Birinci rekâtta Fatihadan önce ihram tekbiri dışında yedi tekbir getirilir, ikinci rekâtta da Fatihadan önce kıyam tekbiri dışında beş tekbir getirilir, namazdan sonra imam iki hutbe okur, birinci hutbede dokuz tekbir, ikinci hutbede ise yedi tekbir getirir.

Şafi gr ByrM Nmz

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

KADİR GECESİ

KADİR GECESİ 1

إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ (١) وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ أَلْفِ شَهْرٍ

تَنَزَّلُ الْمَلاَ ئِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ

سَلاَ مٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

1. Şüphesiz, biz onu (Kuran’ı)Kadir gecesinde indirdik.

2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!

3. Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

4. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede,

Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.

5. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.

:وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم

مَنْ قاَمَ لَيْلَةَ الْقَدْرِ إيِماَناً وَ إحْتِساَباَ غُفِرَ لَهُ ماَ تَقَدَّمَ مِنْ ذَنٍبِهِ

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.):

“Kim inanarak ve sevabını Yüce Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse onun geçmiş günahları bağışlanır” buyurmuştur.

YARIN AKŞAM (01 Temmuz 2016 Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece) BİR KEZ DAHA KADİR GECESİNE KAVUŞMANIN HUZUR VE SEVİNCİNİ YAŞIYORUZ. Bu vesileyle;

(Hepinizin ve tüm İslâm aleminin Kadir Gecesini tebrik ediyor, bu mübarek gecede yapacağımız dua ve yakarışların bütün insanlığa sevgi, barış ve huzur getirmesini, İslam Aleminde akan kanın durmasına, zulüm altındaki dünya Müslümanlarının kurtuluş ve zaferine vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.)

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

RAMAZAN – I ŞERİF

ON BİR AY’IN SULTANI

RAMAZAN – I ŞERİF

RAHMET, BEREKET VE KURAN AYI OLAN RAMAZAN AYINA BİZLERİ TEKRAR KAVUŞTURAN ALLAHA SONSUZ HAMDÜ SENALAR OLSUN.

(Allah’n izniyle Bu akşam ilk teravih namazı kılınacak, yarn da 06 Haziran 2016 Pazartesi Günü ilk oruç tutulacaktır.)
hosgeldinramazangifleri

Yüce Allah Şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

‘ ‘Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı’’ (Bakara: 183

إِذَا جَاءَ رَمَضَانُ فُتِّحَتْ أَبْوَابُ الْجَنَّةِ وَغُلِّقَتْ أَبْوَابُ النَّارِ وَصُفِّدَتِ الشَّيَاطِينُ

‘ ‘ Ramazan ayı geldiği zaman, cennetin kapıları açılır, cehennem kapaıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.’’

مّنْ صَامَ رَمَضَانَ إيِمَاناً وَإحْتِسَاباً غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

‘‘Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.’’

Bu vesileyle ramazan-ı şerifin, Hayırla, Bereketle, Rahmetle, huzurla geçmesi, İslam coğrafyasındaki sıkıntıların bitmesi ve Yüce Allah’ın rızasını sağlayacak bol amel ve ibadetler yapmamıza, namazlarımızı, teravihlerimizi layıkıyla gerçekleştirmemize vesile olması ve dualarımızı kabul buyurmasını Yüce Rabbimden niyaz eder, hayırlı ramazanlar dilerim. ALLAH’A EMANET OLUN…!

ORUÇ ( SAVM )

Soru – Şafii’ye göre Oruç nedir ve ne zaman farz kılınmıştır?

Cevap – Şafii mezhebine göre Oruç; Niyet ederek imsak vaktinden akşam güneş batıncaya kadar, yeme, içme ve cinsi ilişkide bulunmak gibi orucu bozan tüm yasaklardan Allah rızası için sakınmaktır.

Ramazan orucu, hicretin ikinci senesinin şaban ayında farz kılınmıştır. Ramazan ayı bazı yıllarda 29 bazı yıllarda 30 gün olur. Ramazan ayı 29 gün olduğu zaman oruç yine tamdır.

Soru – Şafii’ye göre Orucun vacib olmasının şartları kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre Orucun vacib olmasının şartları dörttür:

1) Müslüman olmak.

2) Baliğ olmak (ergenlik çağına gelmiş olmak).

3) Akıllı olmak. Aklı olamayan deli olanlara oruç farz değildir.

4) Oruç tutmaya gücünün yetmesi.

Soru – Şafii mezhebine göre orucun farzları kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre orucun farzları ikidir:

1) Geceleyin niyet getirmek ( akşam Güneş’in batmasından itibaren ertesi gün imsak vaktine kadar oruca niyet etmek gerekir. İmsaktan sonra ise niyet sahih değildir. Niyetin kalp ile getirilmesi yeterlidir. Hatta oruç tutmak maksadıyla sahura kalkan bir kişi oruca niyet etmiş kabul edilir).

2) Orucu bozan şeylerden sakınmak.

Soru – Şafii’ye göre oruçta sünnet olan ( müstehap ) şeyler kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre oruçta üç şey sünnet ( müstehap ) tir:

1) İftar zamanı gelince hemen orucu açmak.

2) Sahur yemeğini geciktirmek ( imsak’ı geçmemek şartıyla ).

3) Lüzumsuz, çirkin ve yakışmayan konuşmalardan sakınmak.

Soru – Şafii’ye göre hangi günlerde oruç tutmak sünnettir?

Cevap – Şafii’ye göre oruç tutulması sünnet olan günler şunlardır:

1) Pazartesi ve perşembe günleri.

2) Arafe günü.

3) Tasua ve Aşüra ( Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu ) günleri.

4) Şevval ayından altı gün ve Şa’ban ayının çoğu.

5) Eyyam’ül-Bid ( her ayın onüç, ondört ve onbeş ) günleri.

Not: Her iki bayram günü ve Eyyam’üt-Teşrik ( Kurban bayramından sonra üç teşrik ) günlerinde oruç tutmak haramdır. Şa’ban ayının otuzuncu ( şekk ) günü ise oruç tutmak mekruhtur.

Soru – Şafii mezhebine göre orucu bozan şeyler kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre orucu bozan şeyler dokuzdur:

1) Bir şeyin insan vücuduna girmesi.

2) Ön ve arkadan her hangi bir şeyin girmesi.

3) Kasden ( bilerek ) kusmak.

4) Oruçlu olduğunu bilerek cinsel ilişkide bulunmak.

5) İstimna ( kişinin hanımını öpmesi veya dokunması suretiyle veya el vasıtasıyla menisinin akmasıdır ).

6) Kadınların hayz ( adet ) görmesi.

7) Kadınlarda nifas ( loğusalık ) halinin olması.

8 ) Deli olmak.

9) Mürted olmak ( dinden çıkmak ).

Soru – Şafii’ye göre Ramazan orucunu kimler tutmayabilir?

Cevap – Şafii’ye göre Ramazan orucunu aşağıdakiler tutmayabilir:

1) Hasta olanlar ( inançlı bir dotor tarafından oruç tutmaması tavsiye edilen hastalar).

2) Orucu tutamayacak durumdaki yaşlılar.

3) Namazını kasredebilecek durumdaki müsafir ( yolcu ) olan kimseler.

4) Hamile ve emzikli kadınlar da, kendileri veya çocukları zarar göreceklerinden korkuyorlarsa orucu tutmayabilirler.

Soru – Ramazan orucunu mazeret nedeniyle tutamayan kimselerin hükmü nedir?

Cevap – Şafii’ye göre Hasta ve müsafir olanlar; tutmadıkları günleri sadece kaza ederler. Hamile ve emzikli kadın; Orucun kendilerine zarar verceğinden korktukları için tutmadıkları günleri sadece kaza ederler. Ancak çocuklarına zarar vereceğinden korktukları için tutmadıkları günler kaza etmekle birlikte fidye de vermeleri vecip olur. Yaşlı kimse ise tutamadığı her gün için bir fakire fidye verir.

Soru – Cinsi münasebet’te bulunmakla orucunu bozan kişnin hükmü nedir?

Cevap –Şafii’ye göre; Her kim Ramazan ayında oruçlu olduğunu bilerek cinsi ilişkide bulunursa, üzerine hem kaza etmek hem kefaret vermek vacip olur. Kefaret ise; Mümkünse mü’min bir köleyi azad edecek. Köle azad etmeye gücü yetmezse peşpeşe iki ay oruç tutacak. Eğer buna da gücü yetmezse “60” fakiri doyuracaktır. Her bir fakir bir müdd’dür. ( bir avuç buğday)

Soru – Şafii mezhebine göre Serum ve iğne orucu bozar mı?

Cevap – Şafii mezhebine göre Fıtri bir menfez olmayan bir yol ile deri, damar veya vücudun herhangi bir yerine ister tedavi, ister korunmak veya aşı maksadıyla olsun bir şey sokulur veya zerk edilirse orucu bozmaz. Nevevi, “Bir kimse baldırına bir bıçak sokar veya içine ilaç zerk ederse orucu bozulmaz.” diyor. Ancak hasta olan kimse imkânı varsa gündüz değil gece vektinde iğnesini veya serumunu yaptırmaya gayret sarf etsin, fazla rahatsız olur veya gece vaktinde yaptıracak kimsesi olmazsa, o zaman gündüz yaptırsın.

Soru – Şafii mezhebine göre Sıcak bir bölgede veya harareti yüksek bir maden ocağında çalışan işiçilerin oruç tutmaları çok zor veya imkânsızdır. Bunlar için herhangi bir ruhsat var mıdır?

Cevap – Şafii mezhebine göre Sıcak bir bölgede veya harareti yüksek bir maden ocağında veya bir fabrikada çalışan kimse işini Ramazandan sonraya bırakması mümkün ise “yani geçim hususunda sıkıntı çekmeyecek ve malı telef olmayacaksa” bir aylık işine son vermek mecburiyetindedir. Yoksa çalışmadığı takdirde kendisi veya çocukları sefalete maruz kalacak veya ekin gibi malı telef olacaksa her gece oruç tutmak için niyet getirir çalışamayacak hale gelirse orucunu bozar. Ancak çalıştığı iş kendisine ait olmaz, muhtaç olmayacak kadar mali durumu iyi ise oruç tutması mümkün olmadığı takdirde çalışıp orucunu bozması caiz değildir. Mısır’ın bazı uleması fabrikalarda çalışan işçiler memuriyet altında kaldıkları takdirde misafir (yolcu) gibi oruçlarını başka bir zaman’da kaza eder diyorlar.

Soru – Üzerine Ramazan orucu olduğu halde ölen bir kimsenin hükmü nedir?

Cevap – Şafii mezhebine göre Hayatında – özrü olmadığı halde –kaçırdığı Ramazan orucunu kaza etmeden ölen kimsenin yerine velisi, her bir günü için bir fakiri doyuracak kadar yemek verir.

Ancak ölen kişinin velisi yerinde oruç tutsa daha iyidirr. Veya meyyitin tavsiye ettiği kişi de tutabilir.

Soru – Şafii’ye göre İtikaf’n hükmü nedir ve şartları kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre İtikâf; beklemek, herhangi bir şeye karşı nefsi frenlemektir. Şer’i manası ise, Yüce Allaha yakınlık sağlamak ve sevap kazanmak niyetiyle camide durmaktır. İtikâf sünnettir.

Ramazan ayında itikâfa durmak ise daha efdaldır. İtikâfın şartları üçtür:

1) Müslüman olmak,

2) Akıllı olmak,

3) Büyük hadest’ten temiz olmak (yani cenabetli olmamak).

Soru – Şafii mezhebine göre İtikâfın farzları kaçtır?

Cevap – Şafii mezhebine göre İtikâfın farzları ikidir:

1) Niyet etmek. (itikâfta bulunan kişi, belli bir zaman için camide ibadet etmeye niyet etmelidir.)

2) Mescid’de (Camide) durmak. (kişi yerine getireceği zaruri ihtiyaçları dışında nezrettiği itikâftan çıkmamalıdır. Ancak camide duramayacağı bir özür, hayız veya bir hastalık sebebiyle mescidden çıkabilir. İtikâf, cinsi ilişkide bulunmakla bozulur. Keza özürsüz camiden çıkmala da bozulur.

SORU: Bir ülkede ramazan hilal’i (Ay’ı) görülürse bütün İslam âleminde bulunan müslümanlara oruç tutmak vacib olur mu?

CEVAP: Hanefi, Maliki ve Hanbelî mezhebine göre dünyanın herehangi bir ülkesinde rü’yet-i hilal sabit olursa, bütün müslümanlara oruç tutmak veya bayram yapmak vacib olur. Şafii mezhebine göre ise bir ülkede Hilal (ay) rü’yeti sabit olursa her yandan “144” kilometreden az olan yerlere hükmü caridir. Fakat 144 kilometre yani Şafi’ilere göre seferi namaz kılınabilecek kadar veya daha fazla uzak olan yerlerde ise, ne oruç tutmak ne de bayram yapmak hususunda o ülkeye tabi olunmaz.

Mesela: Libya’da veya Tunus’ta hilal görülürse Türkiye’deki müslümanlar onlara tabi olamazlar. Ancak bir ülkede ru’yet-i hilal sabit olduğundan oranın hâkimi oruç tutmak veya bayram yapmak için hüküm verirse hâkimiyeti altında bulunan herkes “Şafi’iler dâhil” hâkimin hükmüne uymaya mecburdur. Fakat hâkimiyeti altında olmayan Şafi’iler arada 144 km. veya daha fazla olursa hükmünü uygulayamazlar. Mesela: Su’udi Arabistan’da rü’yet-i hilal sabit olursa ihtilaf-ı metali olduğu ve burada Şafi’iler oranın hükmü altında yaşamadıklarına göre oruç ve bayram hususunda oraya tabi olamazlar. Şu mühim hususu belirtmek isterim. İctihadi mes’eleler için müslümanların birbirine girip münakaşa yapmaları doğru değildir. Bir mezhep’de bir husus caiz olmazsa diğer mezhep’de caiz olabilir. Her dört mezheb hak olduğuna göre ta’assup göstermek yanlıştır. Mesela Hanefi mezhebine uygun düşmeyen bir husus, Şafii mezhebine uygun düşebilir. Binaen’aleyh rüyet-i hilal ve bayram meseleleri için birbirimize düşüp tekfir etmenin ma’nası yoktur.

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

BERAT KANDİLİ

Bu akşam 21 MAYIS 2016 Cumartesi Günü’nü 22 MAYIS 2016 Pazar Günü’nü Bağlayan Gece Bir BERAT Kandilini daha idrak etmenin sevincini yaşıyoruz!

BERAT KANDİLİ

أعـُوذُ بِا للَّـهِ مـِنَ الشَّـيـْطـَانِ الـَّرجـِيـمْ

بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

قـُلْ يَاعـِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفـُوا عَـلىَ أَنْـفـُسِهـِمْ

لاَ تَـقـْنـَطوُا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْـفـِرُ الّذُ نوُبَ جَمِيعًا

إِنَّ اللَّهَ يَغْـفـِرُ الّذُ نوُبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَـفـُورُالرَّحِـيمُ ٭

صد ق الله العظيم

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer Süresi âyet:53)

قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إذاَ كانـَتْ ليلةالنصفِ من شَعْباَنَ، فـَقـُومُوا لَيْلَهَا، وَصُومُوا نَهَارَهاَ، فإنَّ اللهَ يَنـْزل فيهَا لِغـُرُوبِ ا لشَّمْسِ إ لَى سَمَاءِ الُّدنْيَا

فـَيَقـُولُ: ألاَ مِنْ مُسْـتـَغـْفِـرٍ فـَأغـْفِـرَ لَهُ، ألاَ مُسْـتَـْرزِقٌ فـَأ رْزُ قـَهُ ؟ ألاَ مُبْتـَلًى فـَأعَافِـيَهُ ؟ ألاَ كَـذاَ ألاَ كَـذاَ ؟ حَـتَّى يَطْـلُعَ ا لْفـَجْــرُ (رواه ابن ماجه)

Rasulüllah (s.a.v.),“Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim! Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim! Şifa isteyen yok mu, şifa vereyim!.. Başka isteği olan yok mu, ona da istediğini vereyim” der. Bu hal tâ sabaha kadar devam eder” buyurmuştur. (İbn Mace, ikame 191.)

 

Bu gecenin çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan Kalplere bir şifa olması dileğiyle, Berat Kandil’inizi kutluyor, insanlığın barış, huzur ve saadetine, bütün müminlerin de affına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

GECENİZ BEREKETLİ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

MİRAC KANDİLİ

Bugün (03/05/2016) Receb ayının 26. günü, dolaysıyla Bu akşam RAÇ Kandilidir. Bu vesileyle bütün Müslümanların RAÇ kandillerini,

EN İÇTEN DUYGULARIMLA KUTLAR, İSLAM ÂLEMİNE VE TÜM İNSANLIĞA HUZUR, SEVGİ VE HAYIRLAR GETİRMESİNİ YÜCE ALLAHTAN TEMENNİ VE NİYAZ EDERİM.

MİRAÇ (Lâ İlâhe İllellah)

Aylardan Recep idi
Muhammed Haremdeydi
Melek yanına geldi
Göğsünü feth eyledi
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

İlim hikmet edindi
Sübhânellezi esrâ
İlâhi emir geldi
Miraç mucize büşrâ
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Büraka ‘Ruh’ bindirdi
Mescid Aksa’ya indi
Rusüle İmam oldu
Sevgi hürmeti buldu
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Resul Aksadan çıktı
Miracına başladı
‘Ruh’la göklere çıktı
Kab-ı Kavseyne vardı
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Yüce Rab huzuruna
Mazhar oldu lutfuna
Görüştü mevlâsıyla
Konuştu Hak zatıyla
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Miraçtan Resul döndü
Bir Âmenerrasulü
Beş namaz ve tahyeti
Ümmete hedye etti
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Miracın sabahında
Anlattı ashabına
Mümin sevip inandı
Kâfir, münâfık azdı
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

‘ECE’ der ey Peygamber!
Ümmete sensin önder
Mahşerde sen et mehder
Selâm sana ey Rehber!
(Lâ İlâhe İllellah Muhammed Rasulüllah)

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

REGAİB KANDİLİ

ÜÇ AYLAR VE REGAİB KANDİLİ

Mekke10-701[1] Yarın (08/04/2016) Receb ayının biri, dolaysıyla mübarek Üç Ayların başlangıcıdır. Ayrıca Bu Akşam  REGAİB Kandilidir. Bu vesileyle bütün Müslümanların Üç ayları ve Regaib kandillerini,

EN İÇTEN DUYGULARIMLA KUTLAR, İSLAM ÂLEMİNE VE TÜM İNSANLIĞA HUZUR, SEVGİ VE HAYIRLAR GETİRMESİNİ YÜCE ALLAHTAN TEMENNİ VE NİYAZ EDERİM.

(بســـــم اللّه الَّرحمن الَّرحيم (وَبِهِ نَسْتَعِينُ

( ÜÇ AYLARIN FAZİLETİ )

Allah’a şükürler olsun ki, Günahlardan Arınma ve manevi bir ticaret mevsimi olan üç ayları idrak etmiş bulunuyoruz. Bu üç aylar, kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu mübârek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, Yüce Allah’ın rahmet ve mağfireti, bu gecelerde müminler üzerine yağmur gibi yağar. Bu feyizli geceler olan Regâip, Miraç, Beraât ve Kadir geceleri bu üç aylarda bulunmaktadır.

Kameri aya göre, Recep ayının ilk Cuma gecesi Regâip kandilidir. Bu gece, Yüce Allah’ın kullarına bol bol bağışta bulunduğu, ibadetlere çok ecir verdiği bir talep ve rağbet gecesidir. Bu gece, yalvarış ve yakarışların yüce Mevlâ’ya sunulduğu ve onun rahmetinden af istenildiği, umut, huzur ve müjde gecesidir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) de Regaip gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında çok duâ eder, oruç tutar, iyilikler yapar ve çok sadaka vermeye özen gösterirdi.

Recep ayı içerisinde bulunan bir başka gece de Miraç gecesidir. Miraç gecesi, Allah Teâlanın Hz. Muhammed (s.a.v.)’i Mekke’deki Mescidi Haramdan Kudüs’teki Mescidi Aksay’a götürdüğü ve oradan da göklerin (fezâ âleminin) derinliklerine yükselttiği gecedir. Konu ile ilgili İsrâ suresinde şöyle buyrulmaktadır:

سُبْحَانَ الَّذِى اَسْـرَى بِعَبْدِهِ ليلاً مِنَ اْلمَسْجِدِ اْلحَرَامِ

إلىَ اْلمَسْجِدِاْلأقْصَى الَّذِى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَا تِنَا

إنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصيِرُ

“ Kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haramdan kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir. ” (İsra: 1)

Bu ayın içinde bulunan Mirâç gecesi, Yüce Allah’ın peygamberimize büyük hakikatlerin ilâhi sırlarını gösterdiği, vasıtaları kaldırarak ilâhi vahiye muhatap kıldığı, kâinatın sırlarını seyrettirdiği, müminlere beş vakit namazın farz kılındığı ve biz Müslümanlar için de ilâhi lütuflarla dolu olan feyizli bir gecedir. Ayrıca peygamberimiz (s.a.v), üç ayların feyiz, bereket ve önemine işaret ederek şöyle buyurmuşlardır:

* أَلرَّجَبُ شَهْرُ اللَّهِ، وَالشَّعْبَانُ شَهْرِى، وَالرَّمَضَانُ شَهْرُاُمَّتى *

“ Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da Ümmetimin ayıdır.” (Tac: 2/ 92)

Başka bir rivayete göre Şaban ayının faziletini şu şekilde dile getirmektedir:

عَنْ أُ سَا مَةَ بْنِ زَيْدٍ قال: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّه لَمْ اَرَكَ تَصُومُ مِنْ شَهْرٍ مِنَ الشُّهُورِ مَا تَصُومُ مِنْ شَعْبَانَ قَالَ: ذَاكَ شَهْرٌ يَغْفُلُ النَّاسُ عَنْهُ بَيْنَ رَجَبٍ وَرَمَضَانَ وَهُوَ شَهْرٌ تُرْفَعُ فيِهِ اْلاَعْمَالُ إلَى رَبِّ اْلعَا لَمِينَ وَاُحِبُّ أنْ يُرْفَعَ عَمَلِى وَأ نَا صَا ئِمٌ (رواه النسا ئى. الترغيب، ٢\١١٦

Hz. Üsâme (r.a.) anlatıyor: “ Ey Allah’ın Resulü dedim, Şaban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?) ” diye sordum. Şu cevabı verdi: “ Bu Receb’le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki O, amellerin Rabbulâlemin’e yükseltildiği bir aydır. Ben oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini istiyorum.” (Et-Terğib vet-Terhib 2/116)

Yine başka bir rivâyette :

(وَ كَانَ أحَبُّ الصَّوْمِ إلَيْهِ فِى شَعْـبَانَ (الترغيب،٢\١١٦

“ Peygamberimize en çok sevimli nafile oruç şaban ayının orucu idi.”

(Et-Terğib vet-Terhib 2/116) Yani bu aylarda peygamberimiz nafile ibadetlerine daha çok önem vererek bu ayların değerini bize bildiriyorlar. Bize düşen vazife, belki bir daha kavuşamayacağımız bu mübarek gün ve geceleri, Allah’ın rızasına uygun olarak geçirmektir.

Üç aylar yaklaştığı zaman: “Allahım, bize Recep ve Şaban ayını mübârek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye duâ eden Peygamberimiz (s.a.v)’ bir hadis­- i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:

خَمْسُ لَيَالٍ لاَ تُرَدُّ فيِهِنَّ الدَّعْوَةُ : أوَّلُ لَيْلَـةٍ مِنْ رَجَبٍ، وَلَيْلَـةُ النِّصْفِ مِنْ شَعْبَانَ، وَلَيْلَـةُ الجُمُعَةِ، وَلَيْلَـةُ اْلفِطْرِ، وَلَيْلَـةُ النَّحْرِ (مختا رالأحاد يث، ص: ٧٣

“ Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan duâlar geri çevrilmez.” (bu geceler şunlardır):

1- Recebin ilk Cuma gecesi (Regâib gecesi),

2 – Şabanın onbeşinci gecesi (Berat gecesi),

3– Her Cuma gecesi ,

4 – Ramazan Bayramı gecesi ,

5 – Kurban Bayramı gecesi. (Muhtarul Ehadis s. 73)

İnsan olarak hepimizin hata ve günahları vardır. Günâhlara tövbe etmek müminlerin vasfıdır.

(إنَّ اللَّهَ يُحِبُّ التَّوَّا بِينَ وَيُحِبُّ المُتَطَهِّريِنَ (البقرة: ٢٢٢

“ Allah hem çok tövbe edenleri sever ve hem de çok temizlenenleri sever.” (Bakara: 222)

Akıllı mümin, Allah’ın rahmet ve mağfiretinin bol olduğu bu gecelerde cenabı Hakka sığınarak günâhlarının affını isteyendir. Kurân-ı Kerimin Müteaddit ayetleri, bizden tövbe etmeyi ve ümitsizliğe kapılmamayı istemektedir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

قُلْ يَاعِبَادِيَ الَّذيِنَ أسْرَفوُاعَلَى أَنْفُسِهِمْ لاَتَقْنَطُوُا مِنْ رَحْمَتِ اﷲِإنَّ اﷲَ يَغْفِرُ الذُّ نُوبَ جَمِيعاً إنَّهُ هُوَاْلغَفُوُرالَّرحِيمُ (اَلزُّمر: ٥٣

“ De ki, Ey kendi nefislerine karşı aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Çükü Allah bütün günâhları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” ( Ez-Zümer: 53 )

Zümer suresinin 54. âyetinde de şöyle buyuruluyor:

“ Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, ona teslim olun, Sonra size yardım edilmez.”

Günâhların arınma mevsimi olan bu ayların değerini bilip ölüm gelip çatmadan, zor duruma düşmeden, günâhlarımızdan, kötü tutum ve davranışlarımızdan vazgeçip Allah’a sığınalım. Bazı insanlar, yalnız zor durumda iken, Allah’ı hatırlar ve ona yalvarırlar, Kuran bu yanlış tutumu şöyle ifade ediyor.

فَإذاَ مَسَّ اْلإنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا نَا ثُمَّ إذَا خَوَّ لْنَاهُ نِعْمَةً مِنَّا قَالَ إنَّمَا أوُ تِيتُهُ عَلىَ عِلْمٍ بَلْ هِيَ فِتْنَةٌ وَلَكِنَّ أكْثَرَهُمْ لاَيَعْلَموُنَ. الزُّمر: ٤٩

“İnsana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır, sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, bu bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir der. Hayır, 0 bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.”

( Ez-Zümer: 49 )

Yine başka bir ayette, ebedi kurtuluşumuz Allah’a yönelip, ona tövbe etmemize bağlanmıştır.

وَتوُبوُا إلىَ اللَّهِ جَمِيعًا أيُّهَااْلمُؤْمِنوُنَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحوُنَ . النّوُر:٣١

“Ey müminler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.”

(En-Nur. 31)

Bu mübarek gün ve geceleri fırsat bilip, meşru olmayan her türlü tutum ve davranışlardan kaçınalım ki Allah’ın rahmetine kavuşalım.

يَااَيُّهاَالَّذِينَ آمَنُوااتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَاقَدَّمَتْ لِغَدٍ. الحشر: ١٨

“Ey iman edenler: Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına bir baksın.” (Haşır: 18)

İşte bugün İdrak etmiş olduğumuz üç aylar ve bu aylar içerisinde bulunan mübarek geceler, müminin hayatındaki mutad gün ve geceler arasında, fazlasıyla sevap kazanacağı kıymetli zaman dilimdir.

Bu mübarek üç aylar, yaratıcımıza, âilemize, çocuklarımıza, milletimize ve bütün insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımızı hatırlatmalı, hata, ihmal ve kusurlarımızdan dönmemize, gaflet uykumuzdan uyanmamıza vesile olmalıdır. Aramızdaki çekişmeleri, tefrika ve ihtilafları, şahsi menfaat hesaplarını, basit düşünce farklılıklarını bertaraf etmeli, her zamandan daha çok muhtaç olduğumuz Yüce İslâm dininin bizden ısrarla istediği, barış hoşgörü, kardeşlik, birlik ve beraberliğimizin güçlenmesini, insani ve ahlâki meziyetlerin yeniden yeşermesini sağlamalıdır.

Bu üç ay ve gecelerin, hepimize, ülkemize, milletimize ve tüm İslâm âlemine hayırlar getirmesini yüce Allah’dan niyaz ediyor ve insanlığın hidayetine, huzur ve mutluluğuna vesile olmasını diliyorum.

Allah (c.c.) bizleri bu ayların feyiz ve bereketinden mahrum etmesin. Kur’an ve sünnet yolundan ayırmasın Amin.!

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

MEVLİD KANDİLİ

MEVLİD KANDİLİ

allahlafzas9qjag3.gifMevlid Kandil 22.12.2015 Salı Gününü Çarşamba Gününe Bağlayan Gece Yani bu akşam,  Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in dünyamızı teşriflerinin 1444. yıldönümüdür. Bu Kutlu Mevlid Kandili’nin, Ülkemiz, Milletimiz, İslâm âlemi ve Bütün İnsanlığın Huzur ve Mutluluğuna Vesile Olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Peygamberimiz Hz. Muhammed ( s.a.v.) Miladi 571 yılı Nisan ayının 20’sine rastlayan Rebiul evvel aynın 12. Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’de doğdu. Babası Kureyş kabilesinin Haşim oğullarından Abdülmuttalib oğlu Abdullah’tır. Annesi, Kureyş kabilesinin Zühre oğullarından Vehb’in kızı Amine’dir. Peygamberimiz doğduğu gece, dünyada olağanüstü birçok olaylar meydana geldi.

1) O gece İranda Hükümdar (Kisra) Sarayının ondört sütunu yıkılmış.

2) Sava gölü kurumuş.

3) Bin yıldan beri yanmakta olan Mecusilerin tapındıkları ateşler birdenbire sönmüştür. Bu olaylar gelecekte İran saltanatının yıkılacağına, Bizans İmparatorluğunun çökeceğine ve putperestliğin ortadan kalkacağına işaret ediyordu. Binlerce Salatü Selam Ona Ashabına ve Etbaına Olsun!

{وَمَا اَرْ سَلْـناَكَ إلاَّ رَحْـمَة ً لِلْعاَ لَمِينَ}

Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”

                              (Enbiya Süresi : 107)

(كُلُّ اُمَّتيِ يَدْخُلوُنَ اْلجَنَّةَ اِلاَّ مَنْ أبَي قيِلَ وَمَنْ يَأْبيَ يَارَسُولَ اﷲْ؟  قَالَ مَنْ: اَطَاعَنِي دَخَلَ اْلجَنَّةَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْأَبيَ)

             ‘‘Bütün ümmetim cennete girecek ancak yüz çevirenler hariç, kim yüz çevirir ya Resülallah denildi bana itaat eden cennete girecek, bana isyan eden de yüz çevirmiştir.’’ (Riyazüs-Salihin Sayfa: 95)

Hz. Muhammed’in Hayatı
Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

HİCRİ YILBAŞI

Yarın (14.10.2015) Bir Muharrem’dir. Dolaysıyla bu gece (13 Ekim’i 14 Ekim’e bağlayan gece) Biz Müslümanların Hicri yılbaşısıdır. Bu vesileyle

Tüm Müslümanların hicri yılını, Muharrem ayını ve Aşurelerini tebrik eder, İslam Coğrafyasındaki Zulümlerin, Baskıların, Cinayetlerin Ve Tüm Olumsuzlukların Bitmesi, İnsanlığın Huzur, Barış Ve Hidayetine Vesile Olmasını Yüce Allahtan Niyaz ederim.

Hicret

HİCRET

Peygamberimiz (s.a.v.)‘in Mekke‘den Medine‘ye göç etmesine “Hicret” denir. Müşriklerin baskı ve zulümlerine devam etmesi üzerine peygamberimiz (s.a.v.) Müslümanların Mekke‘den Medine‘ye hicret etmelerine izin verdi. Müslümanlar gruplar halinde Medine‘ye göç ettiler. Müşrikler, Medinelilerin Müslüman olması ve Mekke‘deki Müslümanların da Medine‘ye göç etmesiyle kuvvetli bir İslam topluluğunun oluşmasından korktular. İslâmiyet‘i kökünden yok etmek için, Ebu Cehlin teklifi üzerine peygamberimizi öldürmeye karar verdiler. Müşriklerin gizlice aldığı bu ölüm kararı, Allah tarafından peygamberimize bildirildi ve hicret etmesine izin verildi.
Evet, Hz. Muhammed (s.a.v.), Miladi 622 yılında Hz. Ebu Bekir‘le birlikte Mekke‘den Medine‘ye hicret ettiler ve Sevr dağındaki mağarada üç gün gizlendiler. Müşrikler izlerini takip ederek mağaranın önüne kadar geldiler. Fakat mağaranın girişine bir örümceğin ağ germesi ve güvercinin yuva yapması, müşriklerin içeri girmeden geri dönmelerini sağlamıştır. Ayrıca Müdliçoğullarından Cu’şum oğlu Sürâka adında bir pehlivan izlerini bulup iyice yaklaştı. Tam bu sırada atının ayakları dizlerine kadar kuma battı. Bu durumu gören Suraka korktu ve peygamberimizden âf diliyerek geri döndü. Arkadan gelenlere de
“ ben buraları aradım kimse yoktur.” diyerek onları geri çevirdi. “SURAKA” daha sonra Müslüman olmuştur.
Peygamberimiz (s.a.v.) bir pazartesi günü Medine yakınında‘ki KUBA köyüne ulaşarak burda on günden fazla kaldı ve burada Kuba Mescidini yaptırdı. Mescit yapılırken peygamberimiz de bir işçi gibi çalıştı. İslam tarihinde yapılan ilk Mescid “KUBA” Mescididir.
Medine‘de büyük bir sevgi ile karşılanan peygamberimiz (s.a.v.), Ebü Eyyüb Ensari hazretlerinin evinde, yedi ay kadar misafir kaldı. Ebü Eyyüb Ensari‘nin evinin önünde bulunan boş bir arsayı, peygamberimiz satın alarak, MESCİD-i NEBEVİ ve etrafında da kendisinin oturması için odalar yaptırdı.

Ensar ve Muhacir: Mekke‟den Medine‘ye göç eden Müslümanlara “Muhacir” Mekke‘den gelen Müslümanlara her türlü yardımı yapan Medineli Müslümanlara da “Ensar” denir.
SUFFA: Mescid – i Nebevi‘nin bir tarafında üstü kapalı olarak yapılan yere “Suffa” burada barınanlara da “Ashab-ı Suffa” denilmiştir.

 

Uncategorized kategorisine gönderildi | Yorum bırakın